Sen gideli düzenimiz değişti;
Sabahları bir sıcak çay içemez olduk.
Bir garipliktir çöktü üstümüze, Çocukların benzi soluk.
Ne yemeğimizi pişiren var,
Ne de akşamları soframızı kuran. Kaç gündür aynı gömleği giyiyorum, Anlayacağın halimiz perişan.
Sevenler, sevilenler unutulur demiştin, Bu masal burda bitti, git, ne olur demiştin,
Gönlün er geç sevecek bir yar bulur demiştin,
Hala bende tek olan Tanrı kadar sen misin?
Ne şarabında tat buldum, ne meyhanesinde
Uyuz bir köpek gibi geçtim önünden kabarelerin
Yaşlı orospular bile beğenmediler beni
Yağlı boya resimlere benzemiyordu rengi gecelerin
İçime sığmayan upuzun bir gariplikti
Ya ben fazlaydım Paris'te ya bir şey eksikti.
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde bir uzak ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin ...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında;
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında ...
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin, Gündüzüm, aydınlığım, ipekböceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
o sakin, o yalansız, o kuytu gözlerini