Herkese merhaba Leylim Leylim kitabını uzun bir zaman önce edinmiştim. Ancak şimdi okuyup bitirebildim. Bir yanım neden daha önce okumadım der gibi, diğer yanım keşke okumasaydım ya da keşke hiç bitmeseydi der gibi.
Aşkın en saf, en temiz, en berrak halini resmen iliklerinize kadar hissedeceğiniz mektuplar yazmış Ahmed Arif tanrılaştırıp taptığı Leylasina. Ah Leyla ah, zalım Leyla. Okurken çoğu zaman Leyla ya kızdım, Ahmed için üzüldüm. Ama olsun, Leyla'yı böyle seven bu kadar ağır ve yoğun duygularla Ahmed Arif kizamamişsa Leylasina, bizim kızmamız saygısızlık olur herhalde. Biz üzülürüz Ahmed Arif'e ama kendisi üzülmedi hiç, çünkü o Leyla'nin hasretini, ve acılarını bile çok sevdi. Leyla'ya dair her şeyi taparcasına sevdi. Çünkü Leylasi onun Tanrısıydı. Kendisini de hep Leyla' nin kulu olarak gördü. Ömrü boyunca aşık olmamış, aşkı yaşamamış, aşkın ne olduğunu bile bilmeyen birine bile bu duyguyu hissettiren eşsiz mektuplar. Okuyunca telefonu bırakıp mektuplaşmak geldi içimden.
Seviyorsam, sen olduğun içindir. utanıyorsam, senden utanabilirim ancak. yiğitsem, seninle yiğit olunur elbet. korkuyorsam, sensizliğin korkusudur bu."
"SENİ TANRI GİBİ DEGİL, TANRI KAVRAMINI LEYLA GİBİ SEVİYORUM" ( lafa bak beee! )
"sevdâmı, yaşama haysiyetimi savunmanın adı alınganlık oluyor."
"hiç yenilmeyeceğiz, takmayacağız. sığırlara, kurbağa beyinli salon heriflerine, namussuza, yaşamayana, kahpe yalana -sen istersen o da- tükürüp geçeceğiz."
gibi tarifsiz hallerinin dışında,
“yoksa başkaları bana ulaşamaz ki aşağılatsınlar ya da yüceltsinler.”
Alıntıları ile kimi yerde Ahmed Arif' in aşkını kiminde siyasi karmaşadan yediği sürgünleri kimisinde eşsiz egosuna şahit oluyoruz. Ayrıca okurken mektupların giriş kısmında Leyla'ya seslenisleri ve en sondaki vedalari o kadar ince, o