Turgut Özben

Turgut Özben
@Raskolnikovv
Selim öldü olric
Mühendis
Lisans
Doğum bitlis. Büyüme Norveç. İlk gençlik izmir. Olgunlaşma trakya. Ben kimim ben nerdeyim.
90 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Kürtler...
Bugün bu sitede bir yazıya denk geldim. Kime ait olduğunu şimdi hatırlayamadım. Yazının içinde bir vurgu dikkatimi cekti: 500 bin nüfusluk, 1 milyon, 2 milyon nüfusluk milletlerin tarihini öğretiyorlar okulda bize ama, 50 60 milyon nüfusluk kürtlerden hiç bahsedilmiyor. Kendi imkanlarımızla sağda solda kitap okuyarak tarihleri hakkında bilgi elde edebiliyoruz. Yoksa hiç haberimi olmayacak. Bu bizim ayıbımız. Kendine has diliyle, Kültürüyle, gelenek görenekleriyle, tarihiyle bir millet var içimizde ama, biz bunu yok sayıyoruz. Gerçekten akıl alır gibi değil.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Üniversitede bir kız vardı. Bana âşıktı. İlk zamanlarda ben de ona biraz umut verdim. Daha sonra bu kızdan soğudum. Bir erkek bir kızdan soğursa imkanı yok bir daha onu sevmez. Kız ise her seferinde bana aşkını dile getiriyordu. Benim ondan uzak durmak istemem ona acı çektiriyordu. Gece gündüz bana mesaj atıp aşk sancılarını satırlara döküyordu. Onun bu durumu beni huzursuz ediyordu. İçimi acıtıyordu. Düşündüm taşındım. Onu benden soğutacak bir şeyler yapmalıyım dedim. Aklıma bir fikir geldi ve bu fikrimi uygulamaya karar verdim. Buluştuk. Oldukça pasaklı giyinmiştim. Soğan yemiştim bilerek ve dişlerimi fırçalamamıştım. Yanında burnumu karıştırıyordum durmadan. Son olarak tuvalete gittim ve ellerimi yıkamadan geldim. Bilerek yanında elimi kokluyor ve ıyyy bok kokuyor diyordum. Amacım benden tiksinmesini sağlamaktı. Ne oldu biliyor musunuz? Hep böyle doğal ol aşkım dedi. Onu sevmiyordum ama, sırf üzülmesin mutlu olsun diye seviyormuş gibi yapmaya devam ettim. Taa ki okul bitene kadar. Üniveristede başlayan aşklar okul bitince bitiyor. İstisnalar...
Karnım çok acıktığında mutfağa giderim. Dolabın ağzını açıp ne yemek yapsam diye düşünürüm. Et mi pişirsem, yumurta mı kırsam, patetes mi kızartsam falan... Sonra salla diyorum. Bir elime dometes bir elime ekmek alıp yerim. Karnım doyduktan sonra ne yediğimin ne önemi var ki. Hayat da böyle değil mi. Öldükten sonra nasıl yaşadığımızın ne önemi var.
Tutunamayanlar kitabının başkahramanı selim ışık, toplumun kokusmuşluğunu ve bireye faydası olmayan toplumun çürümüş değerlerini protesoto etmek için iç dünyasına çekiliyor. Ve bu içe çekiliş onu intihara kadar götürüyor. Bugün yüzlerce selim ışık var. Her şey o kadar değersizleşti ki kalkıp bak burada yanlış şeyler oluyor deme gereği bile duyamıyorum. Sanat bitti, düşünce bitti, kalite bitti. Cahillerin ve cehaletin el üstünde tutulduğu bir dönemdeyiz. Hayatında bir tane dahi kitap okumayan insanların kullandığı oylarla ülkenin kaderi şekilleniyor. Ve yıllarını okumaya adamış olanlar değil, hayatında bir kitap bile okumayanlar ön plana çıkıyor. Selim Işık gibi iç dünyama çekildim. Uğraşmaya değmez.