Turgut Özben

Turgut Özben
@Raskolnikovv
Selim öldü olric
Mühendis
Lisans
Doğum bitlis. Büyüme Norveç. İlk gençlik izmir. Olgunlaşma trakya. Ben kimim ben nerdeyim.
90 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
“Evet sonunda maskemi aşağıya indiriyorum kendimi açığa çıkarıyorum itiraf ediyorum ben başka türlü olmak istiyordum size çok ilginç geldiğim bu durumumu değiştirmek bambaşka insan olmak istiyordum fakat kendimi başka türlü yapmak elimden gelmedi beceremedim anlıyor musun sizler gibi olmak istiyordum en aşağılık en bayağı görüneniniz kadar olmak istiyordum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Yaşamak artık beni yoruyor önemli bir olay yaşamadan sadece yaşamak bile yordu beni insanlarla birlikte olmak onların sözlerine cevap vermek nasılsınız demek içeri girerken merhaba ayrılırken hoşça kalın gene görüşürüz demek konuşmaları izlemek ne demek istedi acaba söylediğimi anladı mı ne demek istedi acaba yanlış bir şey mi yaptım acaba söylediğini anladım mı o kadar çok insan var ki o kadar çok olay birden oluyor ki birini izlemek isterken başkasını kaçırıyorum birini duyarken ötekini görmüyorum”
Başka bir yol olmalıydı, dedi. ‘Bir yol bulunmalıydı. İnsana bir fırsat verilmeliydi. Bana, sana hiç olmazsa… Bu çaresizliğe dayanamıyorum. Bir defaya mahsus olmak üzere bir istisna yapılmalıydı. Kağıtlarınızda bir noksanlık var, bir imza eksik diye geri çevirilmeliydi Selim. Özür dileriz, kabul edemeyiz; bazı noktaları unutmuşsunuz denemez miydi?… Turgut’u, Süleyman’ı unutmuşsunuz; bilseniz ne merakla bekliyorlar sizi. Bütün karakollara haber vermişler, her yeri aramışlar. Neden haber vermediniz çıkarken?… Dikkat et Selim… canın acıyacak dur… söz veriyorum… her şeyi yeniden konuşacağız. Selimciğim Işık… hepsi hak verecek sana… durmadan başlarını sallayarak, haklısınız, haklısınız, diyecekler… sen gitmek istesen de bırakmayacaklar seni… ne olur biraz daha kalın, daha yeni başlamıştık konuşmaya… söyleyecek o kadar söz vardı ki… canım Selim… hayır Süleyman Kargı! İnanmıyorum Selim’in öldüğüne. Reddediyorum! İnkar ediyorum.’ Nefes alamıyordu. ‘Bir şeyler yapmak, bir yere tutunmak istiyorum.'
Yengem anlatıyor. Amcanla görücü usulü evlendik. Şimdiki gibi birbirini görmeler yoktu. Köyümüz uzaktı ve o zamanlar araç da yoktu. Düğün alayı beni baba evimden sabah aldı akşam ancak gelin geldiğim bu köye vardık. Vardığımızda elektrikler da yoktu ve her taraf kapkaranlikti. Beni bir odaya aldılar, 2 saat sonra amcanı benim odaya yolladılar. Karanlık olduğu için yüzünü bile göremedim. Karanlıkta ayıya benziyordu. Kim olduğunu bilmediğim bir erkekle uyudum. Sabah ışıklarıyla yanımda uyurken yüzünü izledim ve ilk görüşte ona aşık oldum. Hayalimdeki erkekti sanki. Hep onu hayal etmiş hissine kapılmıştım. Bu yüzden hala ona aşığım.
Canım insanlar... Ölümün olduğu bir yerde hicbir şey ciddi değildir diyor franz kafka.. bazen bu sözüne karşı gelesim var ama, sonra düşünüyorum (bu yüzden acı çekiyorum), adamın haklı olduğunu farkediyorum. Bugün bile bir sürü insan ölmüştür. Belki de dün bu sitede takılan biri, bugün aramızdan ayrılmıştır. O halde neyi ciddiye alabiliriz canım insanlar. Ölüp yok olacağız. Hayat ise devam edecek. Yine mevsimler degisecek. Yine yeni kitaplar cikacak... atlarla eşekler yine çifte atacak... Atlar demişken bunu da söylemeliyim. Hepimiz at kafalıyız.