— Kızlar! dedi. Gözlerim farketmiyor, kim şu geçen?
Baktım. Yavaşça,
— Alaca Hasan, dedim.
— Ha?
— Hacıosmanların Hasan. Alaca Hasan.
— Ya! dedi. Yazık olmuş. Geçen gün geldi de gördüm. Ne kaş kalmış, ne
kirpik. Yüzü kabık kabık kalkmış. Et gibi. N'oldu sana Hasan, dedim. Gün
yalamış diyolar, dedi, ilâcını bulamadık. Et gibi. Yazık. Ne Hasan'dı o gençken?
Karılar gördü mü onu şır şır işerlerdi. Öyle güzeldi. Demek Alaca Hasan diyorlar
şimdi. Hemen de ad takarlar. Alaca Hasan. Yazık.