fakat ağaçların bile bir bildiği var esasen
kızaktaki kayıkların yosunlu kayalıkların
yılkı atlarının ve kırık park banklarının
ayrı ayrı içtim hepsiyle tek tek hepsiyle ağladım
seni anlattım durmadan asil asil sustular
unutup en temel teolojik ilkeyi
hep bir mucize bekledim kalbimi temiz tutup
oysa mucize sadece umulmadık anlarda olur
yanılmış işte üstad bizim mahallede yok
‘vahşi çiçeklerde gurur!’
bak hazır sarhoşken sana bir sır vereyim
saat onikiden sonra nefes alan her şey eşit
özellikle parklarda ve bilhassa kar yağarken
özlemekten nefesimin kesildiği anlarda
mucizeden umudu kesip cep kanyağına razıyken
gerçekten çağırsam bir şekilde gelirsin bilirim
lakin ar eder içim fazla üsteleyemem
eğer boynumu giderim ısınabileceğim bir yere
kafamda esrik pustlar dilimde kırık ıslık
durmadan mırıldanırım
haksızlık bu haksızlık bu haksızlık bu haksızlık..