... Yanına iliştim, omzum omzuna, kalçam kalçasına değiyordu. Ne onun ne de benim aklımdan sevişmek geçiyordu, o gece birbirimizi aynı kitabın içine gömülerek sevdik. Gözlerime ve dudaklarıma rehberlik ediyor, her kelimeyi, her minyatürü biliyordu; oysa ben onlarla ilk kez karşılaşıyordum.
Sık sık şiir parçacıklarını kendince Fransızcaya çeviriyordu; o kadar güçlü bir bilgelik, öylesine zaman dışı bir güzellik saklıydı ki onlarda, insan ilk kez sekiz yüzyıl önce, bir Nişapur, Isfahan veya Semerkant bahçesinde söylendiklerini unutuyordu.