KOZMİK DÖNGÜ MANİFESTOSU
Evrenin başlangıcı olarak kabul edilen Büyük Patlama (Big Bang), yalnızca maddenin ortaya çıkışı değil; aynı zamanda uzayın, zamanın, ışığın ve tüm fiziksel etkileşimlerin genişleyerek birbirinden uzaklaştığı bir kozmik açılım sürecidir. Bu süreçte madde kadar önemli olan şey; fotonlar aracılığıyla ışığın, dalga boylarıyla sesin ve bilgi taşıyan tüm titreşimlerin evrenin dokusuna yayılmasıdır. Her şey birbirinden uzaklaşır, dağılır ve zamanın içine karışır.
Buna karşılık kozmolojide öne sürülen Büyük Çöküş (Big Crunch) modeli, evrenin genişlemesinin bir noktada durarak tersine dönmesi ve tüm kütle, enerji ile uzay-zaman yapısının yeniden yoğunlaşarak tek bir merkezde toplanması ihtimalini ifade eder.
Eğer bu iki uç arasında gerçekten bir kozmik döngü varsa, şu soru kaçınılmazdır:
Evren ileriye doğru tek yönlü bir çizgi mi izliyor, yoksa kendi varoluşunu sürekli geri sarıp yeniden mi üretiyor?
Bu durumda yaşam, tek seferlik bir deneyim olmaktan çıkar. Her Büyük Patlama bir açılış, her Büyük Çöküş ise aynı varoluşun kapanışı ve yeniden başlangıcı hâline gelir. Zaman doğrusal değil, döngüsel bir yapıya bürünür.
Ve düşünce burada daha da derinleşir:
Eğer varoluş gerçekten geri sarılabiliyorsa, yaşam yalnızca ileriye doğru akan bir süreç değil; aynı deneyimin ters yönde de yaşandığı çift katmanlı bir varlık akışı olabilir. Bu ihtimalde insan, hayatı yalnızca bir kez değil; hem doğumdan ölüme doğru hem de ölümden doğuma doğru deneyimleyen bir bilinç döngüsünün parçası hâline gelir.
Bu nedenle iki bakış açısı da aynı anda anlam kazanır: Tüme varım ve Tümden gelim.
Ladies and Gentlemen, hazır olun: Yaşadığınız hayatı bir de tersten yaşayacaksınız!😈