Okumak için bu kitabı seçmemdeki temel etken Atatürk'ün okul müfredatına ekletmek istediği ve okuyan pek çok kişi tarafından "etkileyici ve bakış açımızı değiştirici" olarak nitelendirilen bir kitap oluşuydu. Okurken ben de benzer şeyler hissettim. Özellikle eğitimin gerçekten neler yapabileceğinin farkına vardım.
Kitabın ilk çeyreği diyebileceğimiz bölümünde Finlandiya'dan, kuruluşundan ve özellikle eğitim sisteminden bahsediliyor. Daha önce de söylediğim gibi Finlandiya'nın eğitime bakışı beni gerçekten etkiledi. Sistem hakkında daha fazla bilgi aldıkça aklımda "Bu çok güzel ama bunu cidden nasıl başarıyorlar?" gibi soru işaretleri oluştu çünkü yıllarca sınavla karşılaştırılmaya ve rekabete dayalı bir eğitim sistemi içinde bulunan bizler için sınavsız ve öğrencilere bireysel olarak yapılan bu eğitim neredeyse imkansızmış gibi geliyor. Her öğrenci farklı bir birey olarak kabul edilerek onları sınavla yarıştırmak yerine kendi ilgili ve başarılı oldukları alanlara yönlendiriyorlar.
Ayrıca bu başarılı eğitim sistemi bir lüks değil, ülkenin en küçük yerlerinde dahi pek çok farklı okul bulunuyor. "Tavestgus sakin bir kasabadır ve yaklaşık altı bin kişi burada yaşamaktadır. Kasabayı yürüyerek bir ucundan diğer ucuna 7-8 dakikada katetmiştim. Tavastgus'ta bir otel ve büyük salonunda bazen tiyatro oyunlarının da oynandığı bir restoran olmasına karşılık sekiz yıllık bir erkek lisesi, örmecilik yüksek meslek okulu, Fince ve İsveççe eğitim veren iki kız lisesi, kızlar ve erkeler için iki yüksek halk okulu, Özgür Kilise pazar günü okulu, ıslah okulu, hazırlık okulu, hapishanedeki mahkumlar için okul ve Rusça eğitim veren bir okul bulunmaktadır. Rusya'da bu kadar çok okulun bulunduğu altı bin nüfuslu bir kasaba gösterin lütfen."
Ayrıca eğitimin temelini oluşturan öğretmenler