Bir proje için yazdığım konuşmamı sizinle de paylaşmak istedim. Yazdığım şeye çok güvenmiyorum bu sebeple ne kadar sert olursa olsun eleştiri ve görüşlerinize ihtiyacım var<3
---
Sevgili arkadaşlar, öncelikle hepiniz hoşgeldiniz. Bu konuşmamda İstiklal Marşı’mızın şairi, Milli Şair’imiz Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat” kitabındaki Toplumsal Çöküş ve Diriliş Bilinci temasına değinmek istiyorum.
Mehmet Akif, “Kendimi milletimin huzurunda gördüğüm günden beri sanattan çok toplumu düşünmek istedim” sözünden de rahatlıkla çıkarılabileceği gibi aslında şair ruhlu biri olmasına karşın “toplum için sanat” anlayışını benimsemiş “Milli Şair”imizdir. Onun şiirleri yalnızca şiir değildir, bu şiirler toplumun acılarının, mutluluklarının; umutsuzluklarının, umutlarının; çöküşlerinin ve dirilişlerinin bir yansıması, bir karşılığıdır. Onun için edebiyat millet için gıda vazifesi görecek kadar mühimdir. “Şiir için, edebiyat için ‘süs’, ‘çerez’ diyenler var. Karnı tok, sırtı pek milletlere göre bu söz belki doğrudur. Lakin bizim gibi aç, çıplak milletlere süsten, çerezden evvel giyecek, yiyecek lazım. Onun için ne kadar süslü, ne kadar tatlı olursa olsun, libas hizmetini, gıda vazifesini görmeyen edebiyat bize hiç söylemez.” Ve onun şiirleri yalnızca libas hizmeti, gıda vazifesi görmekle kalmayıp, toplumun yaşadıklarını olabilecek en güzel şekliyle yansıtmıştır. Onun sözlerinde de rahatlıkla görülebileceği gibi Safahat, toplumun yaşadıklarına karşı bir nevi ayna görevi görmüştür. Bu konuşmamda sizlere bu aynanın görüntülerini olabildiğince anlatmaya ve yorumlamaya çalışacağım.
“Dinledin, gördün a oğlum. Ne bozuk terbiyemiz!
Ne yapıp etmeli, insanlığı öğretmeliyiz.
Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa kurtuluş;
Hangi milletlere baksan uyanık… Çünkü: Sabah olmuş!”
Toplumumuzdaki çöküş,