Defne K.

Defne K.
@RavenclawHungerGamesFan
~Ravenclaw/Cabin 7~ ☆İnfj sp/so 6(w5)94☆ ~Ne derler bilirsin, alaycı kuş şarkısını söyleyene kadar gösteri sona ermez. #TeamLeo
Puan vermedi·536 syf.··
2026 15. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 18:32
⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆(spoiler içerir) ⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆ Macerayla dolu olan bilim-kurgu kitaplarında bize hep aşırı cesur ve fedakar bir ana karakter profili sunulur. Çünkü onlar ya seçilmiş kişilerdir ya da kendilerini seçtirecek kadar fedakar ve güçlülerdir. Kitaba başlarken biz de Ryland’ı öyle sanmıyor muyduk zaten?-ki kendisi de kendini öyle zannediyordu… “…Bulgularımı dünyaya ulaştıracak küçücük sondalarım var. Ama ben burada kalacağım.” “Görev niye böyle, soru?” “Gezegenimin ancak bu kadar yakıt üretecek vakti vardı.” “Dünya’dan ayrılırken bunu biliyordun, soru?” “Evet.” “Sen iyi bir insansın.” Fakat Ryland’ın aslında bir korkak olması ve başına gelen hiçbir şeyi kendi tercih etmiş olmaması onu daha az kahraman yapmıyor, bunun pekala hepimiz farkındayız. Buna rağmen bilimkurgu kitaplarımızın ana karakterleri neden sürekli cesur, güçlü ve fedakar o zaman? Çünkü ilgi çekmesi için bu bir gereklilik. Fakat bu kitapta böyle bir durumla karşılaşmıyorsunuz çünkü ana karakter en az sizin kadar gerçek: Evet, o korkağın teki. Ve bu gerçek benim cidde aşırı hoşuma gidiyor… Ayrıca Ryland’ın karakter gelişimini de çok rahatlıkla görebiliyoruz. Başlangıçta ölmekten ölesiye korkan, daha nerede olduğundan bile emin olamayan bir karakter görürken kitabın sonunda arkadaşını ve tanımadığı bir ulusu kurtarmak için bile bile ölüme giden o klasik bilimkurgu karakterlerinden birini görüyoruz… Başlangıçta kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum çünkü her ne kadar zevk alsam da kitap bana hiçbir şey hissettirmemiş ya da düşündürmemişti. Ve bu benim için cidden tuhaftı çünkü genelde etik ikilemlerle dolu distopyalar okuyan biriyken bir anda fizik hesaplamaları yapılan bir bilimkurgunun içine dalmıştım… Ama durup düşününce aslında bu kitapta da fark edecek, hissedecek ve üstüne
Kurtuluş ProjesiAndy Weir · İthaki Yayınları · 20251,687 okunma
Reklam
Lotr hakkında...
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 16:28
"One book to charm them all and in gladness bind them..." Sanırım önsözdeki büyü gerçekten ile yarıyor<3 Bu kitap büyülü, bundan eminim. Evreniyle, hikayesiyle, karakterleriyle, anlatımıyla... Eleştiremem zaten kitap beni eleştirse yeridir. Bu sebeple uzun evren incelemeleri ya da karakter yorumları olmayacak bu sefer. Var olmayan bir dünya var olandan nasıl daha gerçek olabilir ki cidden? Ya da kendini bu dünyaya ait hissetmeyen biri nasıl çok daha tehlikelisinde güven bulabilir? İşte bu evren öyle bir evren... Ben Orta Dünya'ya aidim sanırım.(Ben zaten elfim orası ayrı) Yine önsözde belirtildiği gibi: "__İki tür hikaye vardır: Gerçek hikayeler, ve gerçek olması gereken hikayeler." Bu kesinlikle gerçek olması gerekenler sınıfındakilerden hatta başlangıçta belirttiğim gibi şu anki dünyadan daha gerçek hissettiren bir hikaye. Okurken sürekli olarak bir insanın nasıl böyle bir dünya yarattığını düşündüm. Fakat o yalnızca bu dünyayı yaratmakla kalmıyor, içinde yaşıyor ve sizi de burada yaşatıyor. Mekan betimlemelerini okuduktan sonra fark ediyorsunuz oranın aslında gerçek olduğunu. Bu seriden uzunca bir süre kaçtım çünkü ağırlığı beni korkutuyordu. Fakat hem iyi ki kaçmışım hem de keşke kaçmasaydım. Çünkü bu hikayeyle çok daha erken tanışıp zihnimde daha uzun bir süre yaşaytabilirim ama bir yandan da tam zamanında başladığıma inanıyorum. Her na kadar okumam uzun zaman asla da tam olması gereken zamandı çünkü. Daha erken başlasaydım beni bu kadar etkileyemezdi muhtemelen. En güzel hikayeler gibi bu da bir yolculuk hikayesi. Kitap boyunca yürüyorlar dümdüz baktığımızda. Fakat bu sadece fiziksel bir yolculuk değil, karakterler ve okuyan sizin için de bir değişim yolculuğu. Karakterler demişken... Ben sanırım hepsini çok sevdim-Tabi kalbim Legolas'ta. Karakterlerle
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük KardeşliğiJ. R. R. Tolkien · Metis Yayıncılık · 202417bin okunma
10/10
·448 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 18:50
Fırtına Bulutu... Kusursuz bir dünyanın kusursuz yöneticisi, onu yaratan insanın hem çocuğu, hem ebeveyni hem de sonsuz destekçisi... Fakat bunca kusuru bulunan insan gerçekten kusursuz bir şekilde mi yönetilmeli? Acının, hastalığın, kötülüğün, ölümün bulunmadığı "mükemmel" ve sonsuz bir dünyada kitabın sürekli insanın iyiliğini gözeten Fırtına Bulutu'nun üzerinden geçmesi çok farklı hissettiriyor. Yapay zekadan içtenlikle nefret eden biri olarak bu kitaptaki halini bu kadar çok sevmek benim için tuhaf bir deneyimdi. İnsanlığa bambaşka bir göz tarafından getirilen yorumları okumak değişikti. Aklımda kalanlardan biraz size de bahsedeyimm <3 ~☆~☆~☆~☆ Öncelikle "nahoş"lardan bahsetmek istiyorum. Sınıf farklılığının ve acının sona ermesiyle birlikte suç da yok olma noktasına gelmiş, Fırtına Bulutu'nun iktidarında dünya bu kavramı da geride bırakmıştır. Fakat bazı insanlar vardır ki onlar bu mükemmel dünyada bile başkaldırmak, sorun yaratmak ve kötülük yapmak ister. Bu durum Fırtına Bulutu'nun herkesin istediğini yerine getirdiği yönetimine karşı bir sorun oluşturur. Buna çözüm olarak "nahoş statüsü" ortaya çıkar. Bu statüye sahip insanlar Fırtına Bulutu'yla iletişim kuramaz, diğerleri onlardan korkar ve her yerden dışlanırlar. Bu durum uyumsuzluk için bu kadar hevesli olan bu gruba bir cezadansa ölüm olmuştur. Yani Fırtına Bulutu onların da isteklerini yerine getirmiştir. Ayrıca nahoşların girmesi için açılan özel mekanlar da bizi kitaptaki başka bir noktaya getiriyor: Özgürlük ve izin arasındaki ilişki. __"Özgürlük insanlara gelişip aydınlanmak için fırsat verirken, izin ise kötülüğe normalde onu yakıp kül edecek güneş ışığının altında büyüme imkanı sunuyor. Kendini beğenmiş bir diktatör, tebaasının dünyanın kötülüklerini kendilerini savunamayacak kadar güçsüz olanlara
Fırtına BulutuNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024482 okunma
Hobbit hakkında...
10/10
·370 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 18:01
Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben bu kitabı gerçekten eleştiremem. Kitap beni eleştirse yeridir yani. O kadar güzeldi ki... Okuduğum en güzel kitaplardan desem abartmış olmam sanırım-hatta en güzeli desem bile. Bu sebeple bu inceleme diğerleri gibi uzun evren analizlerinden ya da karakter incelemelerinden oluşmayacak, elimden geldiğince hislerimi anlatacağım sadece. Arka kapakta da yazdığı gibi: "hikayeler ikiye ayrılır:gerçek olanlar ve gerçek olması gerekenler." Bu kesinlikle gerçek olması gereken bir hikaye... Hatta şu an içinde bulunduğumuz dünyadan bile daha ait hissettirdiğini söyleyebilirim. Sadece dünyasıyla da değil anlatımı da o kadar samimi ki. Çok büyülü, çok masalsı, belki bazen de çocuksu... Bazı cümlelerde gerçekten kendimi hissettiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Evet, hepimiz o dünyadayız ve gerçekten usta bir hikaye anlatıcısı bize bir masal anlatıyor... Çoğu güzel ve etkileyici hikaye bir yolculukta geçer zaten. Bazen gerçekten bir yolculuk okuruz bazen de karakterin yolculuğunu. Fakat elimizdeki hikaye gibi bazı hikayeler de vardır ki ikisinin de yanında kendimizin de değiştiğini hissederiz. Özünde bir çocuk masalı olmasına rağmen bu kadar etkileneceğimi gerçekten bilemezdim. Kısacası ben bu evrene girmekte geç kalmışım. Benim gibi korkunuz ve tereddütünüz olsa da çekinmeden başlayın. Gerçekten pişman olmayacaksınız <3
HobbitJ. R. R. Tolkien · Altıkırkbeş Yayınları · 017,2bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 18:18
Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitap bana en sevdiğim seriyi yani Açlık Oyunları'nı okuduğum zamanları anımsattı. Aynı sona bakmama rağmen devam eden değişik heyecan, aynı 5 dk bile olsa her boşlukta okuma isteği, aynı merak... Belki de Açlık Oyunları'nın eksikliğini doldurmak için Genç Yetişkin türünde çok fazla kitap okudum-hatta dürüst olmak gerekirse sadece bu türü okudum- ve bu kitsp gerçekten uzun zamandır aradığım gibi hissettirdi. Konumuz türün diğer kitaplarına göre biraz daha farklı. Çünkü burada felaket-sonrası bir dünya yok, tam tersine aşırı ütopik bir dünya var. Yani bu seride doğa insanı değil insan doğayı fethetmiş. Bu dünyada açlık, sefalet, acı ve hastalık yok, ölüm yok. Yani sonsuz bir dünya. Fakat bu durumda "Sonsuz ve ütopik bir dünya şu anki dünyamızdan gerçekten daha mı iyi?" sorusu ortaya çıkıyor. Hayalini kurduğumuz ölümsüzlük gerçekten dünyamız için iyi bir şey mi? Ben şu anki -yani kitabımıza göre "Fanilik Çağı"ndaki dünyamızın daha iyi olduğu görüşündeyim. Çünkü acı olmadan mutluluğun, hastalık olmadan sağlığın ve en önemlisi ölüm olmadan yaşamın gerçekten bir değeri kalır mı? Düşündüğümüz zaman insanlık en üst seviyesine çıktığında-doğayı ve ölümü fethettiğinde- uğruna yaşayacak neyimiz kalır ki? Ne yapsak insanlığa bir faydası olmayacak çünkü insanlık yapabileceğini yapmış zaten. Uğruna yaşanacak bir amaç olmayan bir dünyada sonsuz yaşamak gerçekten hayallerimizi mi süslemeli? Bir arkadaşım (Kaldırım taşı) bu konuyu tartıştığımızda her eylemimizin insanlık faydasına hizmet etmesi gerekmediğini ve sonsuz yaşamımızda daha çizilebilecek sonsuz resim, çekilebilecek sonsuz film ve yazılabilecek sonsuz kitap olduğunu söylemişti. O da haklı aslında... Bu konu gerçekten istenilen her yere çekilebilir, sizin görüşlerinizi de merakla bekliyorumm. Ölümün doğal
TırpanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024975 okunma
Reklam