Baştankara

7/10
·379 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 01:56
İyi bir işi ve mutlu bir evliliği olan Phoenix bir gün tuzağa düşürülüyor ve işlemediği bir cinayetten tutuklanıyor. Bu zorlu süreçte kocası, dostu, kimi varsa ona sırtını dönüyor. Daha da kötüsü ölen kadının kocası Zachary intikam ateşiyle yanıp tutuşuyor ve adaletin verdiği cezayı yeterli bulmadığı için hapisteki diğer mahkumlara Phoenix'e orayı dar etmeleri için para veriyor. Bu yüzden Phoenix daha hapisteki ilk gününde mahkumların saldırısına uğruyor ve o saldırıdan sonra çok zorlu günler yaşıyor. Orada geçirdiği 3 yılın ardından ise cinayeti işleyenin bir seri katil olduğu ve suçu Phoenix'e attığı ortaya çıkıyor. Masumluğunu kanıtlayan Phoenix sonunda özgürlüğüne kavuşsa da katil bu sefer de onun peşine düşüyor ve yapayalnız kaldığı bu kargaşada güvenebileceği tek kişi var: Can düşmanı Zachary. Olabilecek en berbat başlangıcı yaptıktan sonra bu ikilinin akıbeti nasıl olacak o kadar merak ettim ki su gibi içtim buraları. Ve ba-yıl-dım! Yazar Zach'in karakterini çok net çizdi ve çizgisinden hiç çıkarmadı. Sadece sevdiklerini umursayan bencil bir adamdı ve affedilmez hatalar yaptı. Pişman olsa da pişmanlığını gösterme şekli bile sıkıntılıydı. Tam bir “seni hem sevdim hem senden nefret ettim” karakteriydi benim için. Haliyle Phoenix'i anlamam kolay oldu. Ne kadar ikilemde kalsa da Zach ile aralarında elle tutulur, gözle görülür bir çekim olduğu için buna karşı koyamadı. Kendi içinde savaştı, zaman zaman Zach'e patladı, hatta büyük sırrı öğrendiğinde büyük bir kopma da yaşadı ama bu bağın önüne geçemedi. Ve bu süreç o kadar iyi yazıldı ki çarpık ve son derece sağlıksız bir ilişki yaşamalarına rağmen bu ikiliyi sevdim, çok sevdim. Seri katil olayı da gayet ilgi çekiciydi. Bir noktadan sonra yelpaze epey daraldığı için herkesten şüphelendim ama kim olduğunu kesin
The Land Where Sinners AtoneV. F. Mason · Independently published · 202012 okunma
Reklam
“Sebastian’ın sevgisi bildiğim tek sevgiydi, bu yüzden sevginin böyle olması gerektiğini düşündüm. Ama bu doğru değil. Bazen sevgi, fırtına sırasındaki sakinlik değildir. Bazen sevgi, fırtınada okyanus dalgalarına ve yağmura karşı koyan bir gemidir, öyle ki hayatta kalıp kalmayacağınızdan emin olamazsınız. Etrafınızdaki dünya her an sona erebilir, yine de sevdiğiniz ve ne olursa olsun yanınızda duran kişiyle birliktesinizdir.”
Aşkla her şeyin nasıl değiştiği ne kadar da komik değil mi? Onsuz yaşayamayacağınız biri, artık birlikte yaşamayı hayal bile edemeyeceğiniz biri haline geliyor. Ve en çok nefret ettiğiniz kişi, sizin için hayati önem taşıyor ve bu dünyadaki tek koruyucunuz oluyor.
Acaba bazen kalplerimizi daha fazla acıdan korumak istediğimizde, hayatımızı bin kat daha iyi hale getirebilecek hayati bağlantıları kaybediyor muyuz?
Söylediğimiz en büyük yalanlar kendimize söylediğimiz yalanlardır.
Reklam