Herkese merhaba,
Bu sefer size kitabın konusunu anlatmak yerine kitabın sevdiğim ve sevmediğim yanlarından bahsedeceğim. Öncelikle karakterleri ve onların geçmişini yazarın çok iyi yazdığını düşünüyorum ve bence kalemi de harika ama olayların tekrarlanmasından artık çok sıkıldım. Çünkü hep kitabın başından bir problemi çözüyorlar sonra neredeyse hiçbir şey olmuyor( yani hiçbir şey olmuyor değil bu kısımda karakterleri daha iyi anlıyoruz ama hikayenin gidişatında çok önemli bir şey olmuyor.)kitabın en sonunda ise yeni bir problem oluşuyor. Yani ben kitabın sonunda biliyorumki diğer kitabın başında bu problem çözülecek.Ayrıca bu kitapta bir tık hayal kırıklığına uğradım çünkü ilk olarak bağ kurmak konusunda Oli'nin ilk kitaptaki gibi daha temkinli olmasını bekledim. İkinci olarak ise Oli gibi birinden olaylara daha çok dahil olmasını ve daha çok ipleri eline almasını bekledim. Çünkü çok pasif kaldı her şeye karşı Atlas'ın odada kilitli kalmasına bile yeterince sesi çıkarmadı. Tamam Oli 19 yaşında bir üniversite öğrencisi olabilir ama o kat kat ağır şeyler yaşamış olan direniş kampında VIP kısmında kalan hem zihinsel hem fiziksel olarak güçlü biri ve o istese insanların iyiliği için daha çok şey yapabilirdi. Kitabın sonu ise harikaydı özellikle Sage'in hain olduğunu öğrendiğimiz o sahne harika yazılmıştı özellikle de diğer iki kitaptaki gibi birinin kaçırılıp Oli'nin onun peşinden gitmediği için çok memnunum. Çok şikayet ettim ama bu seriyi okumadıysanız kesin okuyun.
“Harry Potter, Dobby’yi özgürlüğüne
kavuşturdu!” dedi cin tiz bir sesle,
kafasını kaldırıp Harry’ye bakarak. Küre
misali gözlerinde en yakın pencereden
sızan ay ışığı parıldıyordu. “Harry
Potter, Dobby’yi serbest bıraktı!”