Gecenin bir yarısı, bir sonbahar akşamı... Hafif esintiyle tenine çarpan ve her çarpışında seni kendine getiren yağmur taneleri.
Bitmek üzere olan sokak lambasının altında özgürce kollarını açmışsın ve toprak kokusunu içine çekiyorsun. Yağmur gitgide hızlanıyor ve sen daha çok direniyorsun; kardeşlerinle el ele verip o yağmur altında dönüyorsun.
Kapının önünde annen, baban sesleniyor:
— Hadi gelin artık, hasta olacaksınız!
Ve siz bu sefer ellerinizi birbirine daha sıkı kenetleyip:
— Anne, biraz daha! diyorsunuz...
R.B