Mesela sen inanıyorsun diye herkes inanmak zorunda değil, çünkü ne o senin hesabından ne de sen onun hesabından sorumlusun.
Mesela sen seviyorsun diye o sevmek zorunda değil, çünkü kalp zorla yön değiştirmez, his dediğin şey emredilmez.
Mesela sen bekliyorsun diye hayat hızlanmaz, çünkü zaman kimsenin isteğine göre akmaz.
Mesela sen kırıldın diye herkes suçlu olmaz, çünkü herkes senin baktığın yerden bakmaz.
Mesela sen çabalıyorsun diye her şey yoluna girmez, çünkü bazı yollar sadece yürünmek için vardır, varılmak için değil.
Mesela sen değer veriyorsun diye karşılık almak zorunda değilsin, çünkü herkesin ölçüsü, tartısı aynı değildir.
Sen ne hissediyorsan, ne yaşıyorsan, neye inanıyorsan; bu senin hikayen.
Kimse o hikayeyi senin yerine yazamaz ve kimse senin yazdığın gibi de okuyamaz.
Cuma Bozkurt
Bir insanı önce kendinize inandırıp, onda farklı duygularla yer ettikten sonra, onu o duyguların uçurumundan yuvarlamak, sanki onun hayatına hiç girmemişsiniz gibi yabancılaşmak kaçıncı derece bir sahtekârlıktır?