Herkes seni sen zanneder.
Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında;
Onu "O" geçiyordur.
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler.
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
Turgut UYAR
Biliyorsun, Danny," dedi Tanrı, bu kez yüksek sesle ve sakince, “cennete biraz alışmak gerek. Burada yenisin ve hâlâ dünyadaki bazı kötü alışkanlıkları taşıyorsun. Hâlâ düşünmeden 'seni seviyorum' diyorsun."
Çok sayıda insan düşünmeden 'seni seviyorum' diyor," diye sürdürdü Tanrı. “Bu cümleyi sanki 'nasılsın?' ya da 'hadi yemek yiyelim' der gibi söylüyorlar. Ceptelefonu diyaloglarında bile, 'hoşçakal' yerine kullanıyorlar.”
ON İKİNCİ KURAL: AŞK BİR SEFERDİR. BU SEFERE ÇIKAN HER HER YOLCU, İSTESE DE İSTEMESE DE TEPEDEN TIRNAĞA DEĞİŞİR. BU YOLLARA DALIP DA DEĞİŞMEYEN YOKTUR.