Hiç kimse safkan kafir olarak ruhunu teslim
etmez. Ölürken son anda insanin gözünden
perdeler kalkar, ne kadar inatçı bir münkir olursa
olsun gözünden o perdeler kalkti mi, hakikati
gördü mü diz çöker, boyun büker. Allah'a teslim
olmak ister iman etmek ister, tovbe etmek ister,
ama heyhat artik geçmistir; geri dönmenin,
hatalari telafi etmenin imkan ve ihtimali yoktur.
Onun için asil maharet, tam da Efendimiz'in ifade
ettigi gibi,"ölmeden önce ölünüz" hakikatinin
sirrina ermektir.
Gerçek serveti, yani Var'lığın ışık saçan sevincini ve ona eşlik eden derin, sarsılmaz huzuru bulamamış olanlar büyük bir maddi servete sahip olsalar dahi, dilencidirler.