İyi bir manipülatör, gerçekleri çarpıtma yolunda çok başarılı ve ikna edicidir. Hatta öyle ikna edicidir ki siz bile ağzınızdan çıkanlardan emin olamaz hale gelirsiniz bir süre sonra. “Ben böyle mi söyledim sahiden, hiç hatırlamıyorum ama demek ki öyle söylemişim” dersiniz.
Bir gün, herkesi gözyaşına boğan şu sözler, dudaklarından dökülüverdi: "Bu yatı, bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi beklemiştim.Meğer bana bir hastane olacakmış".
Uzun süre duygusal işkenceye maruz kalmış insanlar manipüle edildiklerinin farkına varamadıkları gibi kendi kendilerinin de zorbasına dönüşürler. Gerçekten yetersiz, değersiz, beceriksiz, ezik, işe yaramaz, güçsüz ve zayıf olduklarına inanırlar. Mutlu ve başarılı olmayı, iyi ve güzel olanı hak etmeyi tarif
edemezler, kendilerine yakıştıramazlar. Böylece yaşam içindeki hareket kabiliyetleri körelir. Çözümcü, yapıcı, onarıcı, umutlu, azimli ve mücadeleci olamazlar. İyi ve güzel olanı hak etmediklerine inandıkları gibi bunları nasıl benimseyeceklerini, nasıl deneyimleyeceklerini de bilemezler. Dolayısıyla hiç almamayı, bu yolda hiçbir arzu ve istek duymamayı tercih ederler. Eylemsiz kalırlar.