Düşündüğümüz ve hissettiğimiz her şeye hakkımız olduğunu -diğerlerinin de bu hakka sahip olduklarını- beynimizin yanı sıra yüreğimizle de öğrenmemiz gerçekten çok zor. Kendi duygu ve düşüncelerimizi açıkça ifade edip, kendi değer ve inançlarımıza uygun karar vermek görevimizdir. Diğer bir insanın bizim gibi ya da bizim istediğimiz gibi düşünüp hissetmesini sağlamak bize düşmez. Böyle bir şeye kalkışırsak, kişisel acıların ve duygusal sarsıntıların yaşandığı ve sonuçta hiçbir şeyin değişmediği bir ilişkinin içinde bulabiliriz kendimizi.
Bowen Aile Sistemleri Kuramı'nın kurucusu Murray Bowen, daha bağımsız bir benlik oluşturan üyeye karşı tüm ailelerde güçlü bir muhalefet gösterildiğini vurguluyor.
İlişkilerimizi tehdit etme yerine geliştirme olasılığını artıracak şekilde güçlendirmeyi öğrenebiliriz. Ama değişim hiçbir zaman kolayca ve sorunsuz gerçekleşmez.
Kavga etmek ve suçlamak kimi zaman, bir yöne ya da diğerine doğru adım atmaya hazır olmadığımız zamanlarda, hem statükoya başkaldırmak amacıyla kullandığımız bir yoldur.
Önümüzdeki Yol bölümünden
Öfkemizi ilişkilerde değişim sağlama aracı olarak kullanmak amacıyla, dört alandaki becerilerimizi keskinleştirmeyi öğreneceğiz:
1. Öfkemizin gerçek kaynaklarına kilitlenmeyi ve nerede durduğumuzu açıklığa kavuşturmayı öğrenebiliriz.
2.İletişim becerilerini öğrenebiliriz.
3.Verimsiz etkileşim modellerini gözlemleyip bunlara müdahale etmeyi öğrenebiliriz.
4. Karşı adımları veya diğerlerinin "Eskisi gibi ol!" tepkilerini beklemeyi ve bunlarla başa çıkmayı öğrenebiliriz.