Kitap, elementlere hükmeden tanrıların şarkılarını söyleyerek elementleri kontrol edebildiğiniz, sıradışı bir fantastik evrende geçiyor. Evrende, bu kitaba özgü pek çok varlık ve canavar bulunmakta. Bunlardan birisi de ejderhalar. Ejderhalar öldüklerinde gökyüzünde bir ay şeklini alarak taşlaşıyorlar. Kitabın adı da buradan geliyor.
Bir suikastçi olan Raeve'in görevlerinden birinde Kaan ile karşılaşması ile olaylar başlıyor. Raeve'in kimlik arayışı ile Kaan'ın Raeve olan sarsılmaz aşkını okuyoruz.
Kitabı çok beğendiğimi ifade etmem gerekir.
Dünya inşası uzun zamandır okuduklarım arasında en iyisiydi. Çok ince düşünülmüş ve tasarlanmış terimler, varlıklar ve mekanlar vardı ki buna bayıldım.
Yine de ufak eleştirilerim olmadı diyemem.
Kitabın temposunu çoğunlukla düşük buldum. Fantastik bir kitapta aradığım hızlı olay örgüsü yerine karakterlerin geçmişlerine ve kimliklerine uzanan bir yolculuk okuduk. Kapsamlı bir fantastik serinin başlangıç kitabı olduğunu göz önünde bulundurduğumda bu konuda ciddi bir eleştiri yapamıyorum ama beklentimi de karşılamadı.Diğer eleştirim Raeve'i tam olarak anlayamamak oldu. Hareketlerinin arkasındaki motivasyonu, sevdiklerini sürekli kaybedeceğine ilişkin inancı sürekli olarak okuyoruz. Ancak her ne kadar yazar Raeve'i anlatmak istedigi her sahnede bunu defaatle söylese de ben Raeve'e hak veremedim. Anlayamadım. Bir türlü duyguları bana geçmedi.
Kitaptaki ejderha eksikliği de bence bir sorun. Fae'ler ve Ejderhalar okuma vaadi ile başladığım bir kitapta daha çok ejderha görmek isterim. Bu kadar az görünmelerine rağmen Raygun'a bayıldım. İlerleyen kitaplarda daha çok ejderha, ejderhalar ile kurulan bağlar ve nükteden diyaloglar okumak istiyorum.
Bu elestirileri yapmamın nedeni kitabı beğenmemem değil. Bu kitabın çok ciddi potansiyeli