Köprü Kralı
Konusu: Önce annesini, daha sonra da babasını kaybeden Miray, ailesinin emaneti olan erkek kardeşi ve en yakın arkadaşıyla zorlayıcı bir hayat sürmektedir. Hemşire olan ve yüksek lisans yapan Miray, bir gün hastane yönetiminin emrivakisiyle Alzheimer hastası olan yaşlı bir kadının bakımını üstlenmek zorunda kalır. Malikaneye taşındığında hastasının torunu Pars Tuna’yla aralarındaki çekime karşı koyamaz.
Yorum: (SPOİLER İÇERİR)
Öncelikle kitap beklentilerimi karşılamadı maalesef. Tek kitaplık bir seri olmak yerine iki kitaplık bir seri olsaydı çok daha güzel olurdu çünkü tek kitap olması nedeniyle neredeyse kitapta geçen tüm duyguları yaşamak, hissetmek yerine dokunup geçtik sanki. Her şey çok hızlı gelişti. Evet, kitabın konusu ilk görüşte aşk ama ben aralarındaki o patron-çalışan ilişkisini, birbirlerine hissettikleri hoşlantının aşka dönüştüğü evreyi, gelişimi, kıskançlıkları okumak isterdim.
Kitapta beni rahatsız eden bir diğer şey de Miray’ın Aylin için sürekli “erkek gibi, erkeksi” kelimelerini çok kullanması rahatsız olduğum bir nokta oldu. Kitabın içinde olsaydım Miray’ın ağzına bir tane çakardım açıkçası. Pars’ın babaannesine olan tutumu çok hoşuma gitti. Miray’ın Pars’ı her koşulda kabul etmesi de güzeldi çünkü çoğu mafya kitaplarında kadın karakter, erkek karakterle sevgili olduktan sonra onun birine bir şey yaptığını gördüğünde “Aman Allah’ım, sen çok kötüsün” triplerine giriyorlar ama Miray hiç öyle birisi olmadı ve bu hoşuma gitti.
Birbirlerine aşık olmaları, evlenmeleri çok hızlı oldu. Bu yüzden iki kitap olmasını istiyorum dedim zaten yukarıda. Ben duyguları doya doya yaşamak isteyen biriyim ama bu kitapta her şey çok hızlı oluyor. Miray’ın Pars yüzünden bebeğini kaybetmesi ve buna rağmen Pars’ı affetmesi bana göre aşk değil,
Burcu Büyükyıldız - ARHAVİLİ: MEDCEZİR
Konu:
Zengin bir ailenin kızı olan Hazel Poyrazoğlu başarılı bir üniversite öğrencisidir. Hiç beklemediği anda yaşanan o talihsiz gün ondan rüyalarını çalmış ve yerine kabusları emanet etmiştir. Kaçırıldığı gün onu kaçıran adamlardan birine ateş eder. Amacı sadece kendini korumaktır. Yaptığı şeyden kimseye bahsetmeyen Hazel bir zaman sonra tehdit mesajları alır. Ateş ettiği adam yaşıyordur ve en başından beri istediği şey için Hazel’i rahatsız etmeye devam eder. Tehditlerle tek başına başa çıkamayacağını anlayann Hazel ikiz kardeşi Hazar’a borçlu olduğunu bildiği Tekin Bozboran’dan yardım ister.
Yorum:
Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştığım için kitaba başlarken tereddüt içindeydim ancak kısa süre sonra bu durum yok oldu. Yazım dilini, olayların akıcılığını ve karakterleri çok beğendim. Kısa sürede okunacak bir kitap (saçma bir şekilde benim okumam çok uzun sürdü ama bunun kitapla alakası yok). Hoşuma gitmeyen noktalardan bahsedeyim biraz. Tekin karakterini gerçekten sevdim fakat normal olan diyaloglarda bile ünlem kullanılması bana acayip acemice geldi. Onun dışında gayet güzel bir kitap, okumanızı tavsiye ediyorum.
BİR KABUSA DALMAK – BİR KABUSA UYANMAK SERİSİ.
KONU: (Bir kabusa dalmak)
Ataerkil bir toplumda büyüyen Devrim, zengin bir ailenin tek erkek çocuğudur. Annesine, ablasına ve etrafında olan kadınlara yapılan dışlamanın farkındadır ve bunun için yeterince şey yaptığını, kadınlara destek olduğunu düşünüyordur. Ta ki lanetlenerek paralel bir evrende uyanana kadar. Devrim bir sabah gözlerini açtığında artık kadınların yönettiği, erkeklerin dışlandığı, şiddete uğradığı ve öldürüldüğü anaerkil dünyada olduğunu fark eder. Tüm o zorluklarla baş ederken yalnız olmadığını fark eder. Devrim’in yanında duran, ona her koşulda yardımcı olan o kadın; ataerkil dünyada şoförlük yapamayacağını söyleyerek işe almadığı Bade Kemer’dir.
Anaerkil dünyaya gözlerini açtığında, kendi dünyasında fark etmediği çok şeyi fark eder çünkü bu defa tüm o zorlukları yaşayan kendisidir. Annesine, ablasına ve etrafındaki kadınlara yeteri kadar yardımcı olmadığını fark eden Devrim’in artık tek bir isteği vardır: Kendi dünyasına dönüp yaptığı hataları telafi etmek.
YORUM: (Bir kabusa dalmak)
Devrim için kötü bir adam demek fazla olur çünkü onu okudukça özünde iyi bir adam olduğunu, sorunun kalbinde değil gözlerinde olduğunu anlıyoruz. Kadınların yaşadığı her şeyin toplum yüzünden olduğunun farkında ama kendisinin de toplumun bir parçası olduğunun farkında olmayan bir adam diyebiliriz.
Kitabı beğendim. Yazarın dokunmak istediği nokta o kadar güzel ki sırf bunun için bile okunur. Neredeyse her sayfasında güldüğüm bir kitap oldu ve okurken zaman nasıl geçti anlamadım. Çıtır çerez diyebileceğimiz romantik komedi tarzında bir kitap. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.
PUAN: 10/9.
⸻
KONU: (Bir kabusa uyanmak)
Birinci kitabın sonunda kendi dünyalarına geri dönen Devrim ve Bade, hayatlarına kaldıkları
KONU:
Kardelen Alaşan, eğlenmek için gittiği gece kulübünde yüksek doz uyuşturucudan hayatını kaybettiğinde, aslında ölen sadece kendisi değildi. Abisi Kartal Alaşan canından bir parçayı, en yakın arkadaşı Lavin Sönmez ise “her şeyim” dediği arkadaşını kaybetmişti. Kardelen’in katilini bulmak için bir araya gelen Lavin ve Kartal, doğrulara ulaşmak uğruna ruhlarını yalanlarla saracaklardı. Tüm bunların arasında kalplerine söz geçirmek ise işten bile değildi.
Peki, yaşamayı çok seven Kardelen Alaşan’ın katili kimdi?
YORUM:
Karakterlerin amacı katili bulmak olsa da, bu konu o kadar yavaş ilerliyor ki bir süre sonra siz de olayı neredeyse unutuyorsunuz. Özellikle ilk kitap çok ağır ilerliyor, okuması zor oluyor. Başlayacak olanların bunu dikkate almasını tavsiye ederim.
Ama ikinci kitap… Su gibi akıyor! 640 sayfalık kitabı 4–5 günde bitirdim ki normalde çok yavaş okuyan biriyim. Kartal’a ayrı, Lavin’e ayrı bayıldım. Kartal’ın Lavin’e duyduğu sonsuz güven, Lavin’in gücü gerçekten etkileyiciydi. İkinci kitabı okurken kime üzüleceğimi şaşırdım; hangi karaktere tutunsam elimde kalıyordu.
Kardelen, Lavin, Kartal, Alper, Toprak, Leyla, Yunus Emre… Normalde kitaplarda yan karakterlere çok bağlanmam ama bu defa farklı oldu. Özellikle Yunus Emre, ikinci kitapta en çok gözlerimi dolduran karakterdi. Onu ne mutluluğa, ne mutsuzluğa, ne ölüme ne de yaşama sığdırabildim. Benim gözümde, tüm bunların arafında, ipte sallanan bir cambaz gibiydi. Seni çok sevdim Yunus Emre.
Şimdi üçüncü kitabı merakla bekliyorum.
PUAN: ☆ (9/10)
Daha ilk satırlardan beni içine çeken, keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitaptı. Yazarın kalemini bakış açısını sebiyordum zaten. Hayata daha farklı bir yerden bakmamı sağladı bu kitap.