Selam
Medusa'nın Ölü Kumları son kitabı da bitti.Tarifsiz duygular içerisindeyim.Öyle güzel bir yolculuktu ki.Kurgusu, olay örgüsü, karakterleri ile Maral'ın sizi güldüren, duygusallastıran şaşırtan hayal dünyası bambaşkaydı.
Seride favorim ikinci kitap ama o son öyle güzel bağlandı ki aklımızda hiç bir soru işareti kalmadı.
Bu tür kitaplarda güçlü kadın okumayı severim.Ve bir Elzem Akay daha gelmez sanırım.Hatta güçlü olduğu kadar kıvrak zekası, dediği her şeyi er ya da geç yapması cok güzel işlenmişti.Bunda en güzel örnek ilk kitapta nelerin sözünü verdiyse son kitaba kadar tamamlamasi oldu. Artik onun gibi birisini tanımam aşırı zor çünkü kraliçe ruhlu kadınlar kolay kolay gelmiyor malesef ")
Hikayemiz üçüncü kitabın bittiği yerden başlıyor sona doğru giderken Elzem'in planlarini hayata geçirmesini okuyoruz. Tabi bu yolda her şey güzel gitmiyor.Yaşadıklarıyla vücudu kadar ruhu da yara alıyor.Ama onca şeye rağmen ayağa tekrar kalkabiliyor.
Kitapta o kadar çok sevdiğim yerler var ki.Her sayfayi Savcı ve Elzem'i birlikte görmek için çevirdim.Bana yetmedi onların bölümleri.Sonlarda öyle güzel yerler var ki sanırım Savci'ya bir kez daha hayran oldum.Özellikle herkes bir bir mutluluğun yoluna girmişken onun beklemesi her şeyin gözünün önünde yaşanması en üzüldüğüm yerlerden biri oldu.Doğa ile Asil, Dehliz ile Mara, Gediz ile Itır tam beklediğim gibiydi ama Hafiz ile Bülbül beni şaşırtıp sevindiren ciftti.Bülbül hikayesi ile Kız kardeşlerden Lorelai'e aşırı üzüldüm:(
Ve en sinir olduğum ve kızdığım Kırım'di.Onca şeyin ardından Meliz'in de biriyle mutlu olmasını isterdim.Ve Bahoz öyle bir evrildi ki yazarın hayal dünyasına bir kez daha hayran kaldım.Seride karakterlerinden tutun da evrenine kadar yazarın geniş hayal dünyasının ürünü ve en iyi fantastiklerden
Kader