Zana

Zana
@Reallilith
Ez xumxuma ava çeman, Ez çerx û govend û sema, Tîn im di nêv kat û lema, Jîn im, hebûn im, tevger im.
Tür olarak en ayırıcı özelliğimiz belki de, tüm hayvanlar arasında yalnızca bizim evrime karşı seçenekler üretme yeteneğine sahip olmamızdır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Zana

, bir kitabı yarım bıraktı
Nick Lane
8.3/10 · 15 okunma
İnsansılardan (hominidler) ayrıldıktan sonraki ilk 5-6 milyon yıl bo­yunca atalarımız Avrupa'ya girmediler. insansı sülalemizden sadece üç ya da dört tür -bunlara homininiler diyoruz- orada yaşadı. Neander­taller ise, bizim soyumuzda tespit edilmiş yirmi civarı tür içinde, ora­da evrildiğinden oldukça emin olduğumuz tek türdür. Tarih öncesinin derinliklerinden bakıldığında Homo sapiens Neandertallerin doğdu­ğu ve uzun süre evleri olan bu kıtaya oldukça geç gelmişlerdi. Fakat Neandertallerin ataları Avrupa'da ne kadar zamandır yaşadığını bil­miyoruz. 1 milyon yıldan biraz daha önce ilk insan yerleşimleriyle be­raber mi geldiler; yoksa sadece 600.000 yıl önce, Avrupalı öncülleri yok etmiş olabilecek aşırı soğuk bir dönemin ardından mı? Modern insanlar olarak bu mesele bizi ilgilendiriyor çünkü hem Neandertallerden evrim­sel olarak ayrılışımızın hem de Avrupa ile Afrika arasındaki olası antik gen akışının zamanlaması hakkında sonuçlar doğuruyor.
Alet yapma yetisi bir zaman­lar insanları diğer hayvanlardan ayırt edici özellik olarak görülmüştür . Bugünse bazı diğer primatların ve hatta kuşların da alet kullandıklarını bildigimiz için bu yaklaşım değişmiştir ve artık yaygın görüş insanların, başka aletler üretmek için tasarlanmış aletler yapma yetileri ile tanımlandıkları yönündedir. İşte Levallois çekirdeğin işlevi budur ve bu tanıma göre Neandertalleri Homo sapiensler kadar insan yapar.
Apolloncu öğe,kaosun akışı içerisinde benliğin göreli kararlılığının sağlanmasının, karakterin biçimlendirilmesinin bir imkanı olarak kendini gösterirken; Dionysosçu öğe, benliğin tahribatına, sınırlarının belirsiz hale gelmesine ve böylece sürekli genişleyen bir kapasiteye işaret eder. Üst insan Apolloncu vasfıyla oluşa kendi karakterinin damgasını vuran, biçimini veren bir birey anlamına gelir. Fakat Dionysosçu vasfı dikkate alındığında, söz konusu bireyin statik, yalıtık, oluştan bağımsız bir şekilde varolamayacağı ortadadır. Bu bağlamda, üst insanın 'egemen birey' olma vasfının daha ziyade Apolloncu öğenin amor fati, yani kişinin yaşamı ve kendi kaderini onaylayabilme vasfının ise Dionysosçu öğenin bir uzantısı olduğunu söyleyebiliriz.