İnsansılardan (hominidler) ayrıldıktan sonraki ilk 5-6 milyon yıl boyunca atalarımız Avrupa'ya girmediler. insansı sülalemizden sadece üç ya da dört tür -bunlara homininiler diyoruz- orada yaşadı. Neandertaller ise, bizim soyumuzda tespit edilmiş yirmi civarı tür içinde, orada evrildiğinden oldukça emin olduğumuz tek türdür. Tarih öncesinin derinliklerinden bakıldığında Homo sapiens Neandertallerin doğduğu ve uzun süre evleri olan bu kıtaya oldukça geç gelmişlerdi. Fakat Neandertallerin ataları Avrupa'da ne kadar zamandır yaşadığını bilmiyoruz. 1 milyon yıldan biraz daha önce ilk insan yerleşimleriyle beraber mi geldiler; yoksa sadece 600.000 yıl önce, Avrupalı öncülleri yok etmiş olabilecek aşırı soğuk bir dönemin ardından mı? Modern insanlar olarak bu mesele bizi ilgilendiriyor çünkü hem Neandertallerden evrimsel olarak ayrılışımızın hem de Avrupa ile Afrika arasındaki olası antik gen akışının zamanlaması hakkında sonuçlar doğuruyor.
Alet yapma yetisi bir zamanlar insanları diğer hayvanlardan ayırt edici özellik olarak görülmüştür . Bugünse bazı diğer primatların ve hatta kuşların da alet kullandıklarını bildigimiz için bu yaklaşım değişmiştir ve artık yaygın görüş insanların, başka aletler üretmek için tasarlanmış aletler yapma yetileri ile tanımlandıkları yönündedir. İşte Levallois çekirdeğin işlevi budur ve bu tanıma göre Neandertalleri Homo sapiensler kadar insan yapar.
Apolloncu öğe,kaosun akışı içerisinde benliğin göreli kararlılığının sağlanmasının, karakterin biçimlendirilmesinin bir imkanı olarak kendini gösterirken; Dionysosçu öğe, benliğin tahribatına, sınırlarının belirsiz hale gelmesine ve böylece sürekli genişleyen bir kapasiteye işaret eder. Üst insan Apolloncu vasfıyla oluşa kendi karakterinin damgasını vuran, biçimini veren bir birey anlamına gelir. Fakat Dionysosçu vasfı dikkate alındığında, söz konusu bireyin statik, yalıtık, oluştan bağımsız bir şekilde varolamayacağı ortadadır.
Bu bağlamda, üst insanın 'egemen birey' olma vasfının daha ziyade Apolloncu öğenin amor fati, yani kişinin yaşamı ve kendi kaderini onaylayabilme vasfının ise Dionysosçu öğenin bir uzantısı olduğunu söyleyebiliriz.