O körpe yaratıkların doğasındaki hoyrat gücü ve tutkuları dizginleyerek söküp atmak, bunların yerine devletçe saptanmış sıradan ideallerin fidelerini dikmek bir öğretmenin hem görevi hem devletçe kendisine buyur edilip verilmiş mesleğinin yükümlülüğüdür. Şu anda halinden memnun ve çalışkan kaç memur ve vatandaş okul denen kurumların bu yoldaki çabaları olmasaydı kararsızlık içinde bocalar, bir fırtına gibi oradan oraya esip durur, hayallerle uğraşan biri olup çıkardı kimbilir?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Övgü ve yergi son bulup asıl meseleye dönüldüğünde görülecektir ki, hayat ve akıl aynı yerde durmuyor. Onları alan insanötesine geçmiştir. Hepbana hepbize dönüşecektir. Bu başarılmazsa hepbirlikte hepyoka dönüşülecektir. Kanunnamemin birinci maddesine böyle yazılsın.
Sizlere inanabilir, sizleri sevebilirdim. Fakat aranızda geçirdiğim bunca zaman içinde kurduğunuz dünya, sürdürdüğünüz insansal ilişkiler ile vaat ettiğiniz nimetleri kabul edemeyeceğimi iyice öğrenmiş bulunuyorum. Beni bu günlere, bu anlayışa yetiştiren sizlersiniz. Artık hayatın öğrenciliğinden, tam ortasından geçip yaşantıların acısında rastladığım isyankârlığımı da sizlere terk ediyorum. Lütfen kendinize isyan edin. Kendinize ve başka insanlara böyle olmaktan utanın. Her şey olabilir, her şeyi başarabilirsiniz ama yeryüzünde yaşayan bütün insanları kendinizi sevdiğiniz ve koruduğunuz gibi sevip koruyabilir misiniz? Sizlerden dolayı intihardan başka yol bulamayanların acılarını, mutsuzluklarını yüklenebilir misiniz? Yani sen Hakkı megaloman içtepişinle ilk önce en yakınındakileri niçin umutsuzluğun stadında boğdun? Seçip yaşadığın hayat bir kör kurşun gibi dilediğin insanları imkânsız kılıyor. Babanı aşmak uğruna ananın aşkına böylesine muhtaç mıydın? İşte müdürsün ve diyelim ki büyüksün; sen bu kadar mısın? Sen Cevdet huzurlu evinin huzurlu bahçesinde çiçek yetiştirmek için mi dünyayı ve insanları görmezlikten geliyorsun? Kazandığın para, araba, ev, içdekorasyonu, eşyalar, video televizyonun başkalarında da aradığın hapishanenin küçük hücresi değil midir? Evet sen bu kadarsın? Daha ötesi olamayanlardansın. Sen Tarık emek harcamadan sahip olduğun maddi şeylerle kurbağa gibi şişinip vraklıyorsun, soydaşlarınla birlikte ötüşün koro halinde bataklıktan işitiliyor, zıplama yeteneklerini yitirmeye değer miydi vücudunda yenildiğin cinsel iştah? Saygıya değmez hayat ve toplumumuzun saygısız bayanları bayları! Buradan çıkabilmek için sizlerin onay ve notlamalarınıza ihtiyacım var mıydı? Benim bir hayal ürünü olduğumu ve hayalin her şeye muktedir olduğunu niçin bilemediniz?
Ben, “Müzeyyen” filminden ağzı yanmış biri olarak, kuyruğu ele güne karşı dik tutmak zorunda kalmayacağım, mahremiyetime kimsenin ulaşamayacağı bir yere doğru koşturacaktım.