Dostoyevski "fark etmek mutluluktur" derken rahatlamayı değil, uyanmayı kastediyor. Mutsuzluğun nedenini bilmemek insanı kör ve çaresiz bırakır, insan kendini kaderin sürüklediği biri gibi hisseder. Bu durumda ne suçlayabilir ne de yüzleşebilir. Böyle bir hal insanı yavaş yavaş içten içe tüketir. Kaynağı fark etmek acıyı ortadan kaldırmasa da ona bir anlam kazandırır. Artık insan kendine yalan söylemez; acı rastgele değil, ona aittir. Gerçekle temas kurar. Dostoyevski için bu bir huzur değildir ama insanın ulaşabileceği en derin mutluluk, kendine ait olabilmektir. Ayrıca burada tartışmayı derinleştirmek için mutluluk kelimesini, özgürlük kelimesi ile de yer değiştirebiliriz.