Herkesin kendi keder ritmi vardır.
Kedere karşı, sanki bir hastalıkmış gibi, "sahiplenilmiş bir şeymiş" gibi, bir yabancılaşmaymış gibi (sizi yabancı kılan bir şeymiş gibi) -depresyon bahanesiyle -bir ilaçtan medet umma olanaksızlığı, bayağılı; oysa keder, özde var olan kişisel bir şey...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi, beklenmedik bir anda, patlayan bir kabarcık gibi içimde bir şey iyice belirginleşiyor: O yok artık, o yok artık, sonsuza dek ve tamamen. Donuk bir şey bu, sıfatı yok -anlamsız olduğu (yorumlama olanağı bulunmadığı) için baş döndürücü.
Yeni bir acı.
Soğuk, gece, kış. Sıcak bir yerdeyim ama yine de yalnızım. Bu yalnızlık içinde doğal olarak var olmaya, harekete geçmeye, çalışmaya alışmam gerekeceğini anlıyorum, "yok oluşun varlığı" eşliğinde ve onun tarafından yakalanmış olarak.