Çerçiciydi lakabı. Ne para bilirdi ne de mal. Derlerdi ki; ona minnet edenlerden adıydı tek istediği. Ondan bir şey alanın adı da yeryüzünden silinirdi.
Peki ya sen; vazgeçer miydin isminden? Ne için? Kimin için?
Betimlemeler oldukça hoşuma gitti, hepsi güzeldi ve okurken yoracak türden değildi.
Yanı sıra okurken beni rahatsız eden şeyler de oldu. Mesela hikayenin Anadolu’da olduğunu hissedelim diye Anadolu ağzının abartılı yapılması beni rahatsız etti.
Hikayenin kısalığına bağlı olarak olayların çok hızlı akması da aynı şekilde rahatsız etti. Mesela bu hikaye bir 70 sayfa daha yazılıp bize sindirilseydi daha fazla zevk alabilirdim. Neticede aynı sayfa içinde olayların bu kadar hızlı değişmesinden haz etmedim. Karakterin ruhsal bunalımlarını, sorgulamalarını daha fazla okumayı gerçekten isterdim ve beni bu anlamda tatmin ederdi. Yani aslında bu kitapla alakalı en büyük sıkıntım kısalığı oldu. 77 sayfada anlatılınca yetecek bir eser değildi. Tadı damağımda kaldı
Bunların yanı sıra beklediğimden daha derin bir eserdi. Betimlemeler, felsefi sorgulamalar, parçalanmışlık, psikoloji… Hepsinin iç içe geçtiği zevkli ve sembolik bir eserdi. Hikayenin temelinde bir aile dramı var gibi dursa da bize asıl verilen karakterin iç dünyasına yakından bakma şansıydı. Uzun uzadıya okusaydık da hiç sıkmazdı bizi. Yazarın potansiyeli çok çok fazla ve bence bir roman yazsaydı çok daha zevkli olacaktı. Kendisinden yine böyle gerçeküstü bir eser okumayı düşünürüm.
Borges tadında bir anlatı fakat Batılı kaynaklardan beslenmekle birlikte özünü inkar etmiyor. Yaşar Kemal gibi bu toprakların efsanelerini kendi mirasından doğuruyor. Adını kaybedince kendini kaybeden birinin hayatının izlerini sürüyorsunuz. Metaforlarla yüklü bir anlatı var elimizde. Kenan ile birlikte düşmanı sorguluyoruz? Düşman kim? Tarlamıza çökenler mi, çökebilmelerine müsaade edenler mi, akrabalarımız mı, yılan mı, Çerçici mi yoksa hepsine yol açan benlik mi?
Karısını da çocuğunu da dalgalar alıp götürmüş. İkinci bir eş gelmiş ona da "Hacer" demiş. Muhtemelen ilk eşi Hacer. Mezarda kızının kolyesini de bulduk. Belki de Çerçici Kenan, Kenan Çerçici olmuştur. Her şeyini versen de öleni geri getiremeyeceğini ne zaman anlayacaksın?
İnsanların mercimek kadar menfaatleri için nasıl da böyle acımasız olabildiklerini kavrayamıyordu. Katıksız bir kötülükle kaplıydı içleri. Başkalarında açtıkları yara, umurlarında bile değildi. Yeter ki, muratları olsundu.