KUŞKUNUN ÖTESİ
Osman Aysu
484 Sayfa-1999
Evrim Yayınları
Suriyeli bir ajan, Şam köstebeğimizden çok önemli mesaj...
Mayıs ayı sonunda İstanbul'a giriş yaptığı haberi alınıyor.
Şahsi bir hesaplaşma için İstanbul'a gittiği sanılıyor...
Tehlikelidir ve derhal yakalanması ve etkisiz hale getirilmesi gerekir.
MİT'in Operasyon Başkanlığı bu mesaj üzerine harekete geçer.
Suriyeli ajanın hedefi beş yıl evvel emekliye sevkedilmiş bir istihba-
rat memurudur. Ama İstihbarat Örgütleri bu planın arkasında çok
farklı amaçlar olduğunu anlayacaklardır. (Tanıtım bülteninden)
Bu sefer Suriye istihbaratı ve Amerikan istihbaratından ajanlar İstan-
bul'da fink atmaktalar. Tabi bizim MİT elemanlarımız da bunları takip
etmekte. Ama ne takip, nefes kesen, her an andrenalinin tavan yap-
tığı, bazen silahların patladığı, her an ölümle yüzyüze gelmeler, geri-
lim dolu olaylar okuyucuyu alıp getiriyor.
Ülkeler arası ajan köstebekler, bunların açığa çıkarılmasının zorluğu
ve sonucunda çıkabilecek skandallar, bu yüzden canından ve mesle-
ğinden olanlar. Her şey var kitapta. Bu romanı okuyunca ajan olmak
isteyenlerin birkaç kez daha düşünüp öyle karar vermeleri lazım.
Çünkü ajanlık işi öyle her yiğidin yapacağı iş değil, her an ölümle bu-
run buruna kalmak var işin ucunda, evliyse çoluk çocuğuyla gerektiği
şekilde ilgilenememek var. Aşıksa aşkını yaşayamamak var.
Yazarımız Osman Aysu'dan yine dudak uçuklatan ajanlı bir gerilim
romanı. Entrikalar, şoklar, şeytanca planlar ve öldürücü zeka oyunla-
Daha birbirlerini gördükleri ilk anda aralarında bir akım olmuş
yemek boyunca karşılıklı kaçamak bakışlar, birlikteliklerinin ilk
temelini atmıştı. Kadının boynuna doğru saldığı dalgalı kumral
saçları ve yay gibi ince kaşlarının altında insanın içini eriten
güzellikteki iri ela gözleri ve çok uzun olmayan boyuna rağmen
zarif ve düzgün fiziği, o gün adamın ilgisini fazlasıyla çekmeyi
başarmıştı.
Boğazın enfes manzarası eşliğinde yenen o güzel yemek, gö-
nüllerine aşk tohumlarını da yerleştirmişti.
Boğaz köprüsünün muhteşem ışıkları, sanki içlerindeki kıvılcımı
hissetmişcesine parıltılar eşliğinde yanıp sönerek kendilerine
göz kırpıyor aynı zamanda denizin üzerinde hoş yansımalar o-
luşturuyordu.
Kemal bey uzun boyu, düzgün fiziği, kumral saçlarının arasında kendine
yer edinen gümüş ışıltılı yer yer aklaşmış kır saçları ve kenarları kırışma-
ya yüz tutmuş orman yeşili gözleriyle hala bir genç bir kızın yüreğini
hoplatacak kadar yakışıklıydı. Zaten oğlu Çetin de fiziğini babasından al-
mıştı. Kumral, yapılı, düzgün atletik fiziği, biçimli saçlarının çerçevelediği
ve uzun kirpiklerinin gölgelediği, babası gibi orman yeşili gözleri hayran-
lık uyandıracak kadar dikkat çekici ve etkileyiciydi.