Elbette, delmeye gücüm yoksa, böyle bir duvarı alnımla yıkmaya kalkışmayacağım, ama barışmayacağım da onunla, sırf bu karşımda bir taş duvar olduğu ve onu yıkmaya gücüm yetmediği için de barışmayacağım onunla.
Öfkeden ağzımdan köpükler saçıldığı bir anda oyuncak bir bebek ya da bol şekerli bir çay getirin, hemencecik yumaşayıveriyordum. Hatta, sonra kesinlikle, öfkemden dişlerimi gıcırdatacak, utancımdan bir kaç ay geceleri uyuyamayacak olsam da, o anda sevecen davranırdım size. Öyle biriydim işte...
"Herkes bir diğerinde bileniyor, herkes ötekinden bir şeyler öğreniyor, bir şeyler çalıyor, herkes üstün gelmek, ötekini geçmek için savaşıyordu; ne var ki Hepsi de, çağın dehasının kamçıladığı aynı eğlencede yer alan gladyatörlerden, zincirleri çözülmüş kölelerden başka bir şey değildiler."