bu benim ilk inceleme yazım olacak. şimdiden bir hatam kusurum olursa affedersiniz.
Bülbül benim için keşke hafızam silinse de bir daha okusam dediğim bir kitap oldu. olay örgüsü olsun, konunun akışı olsun, anlatım üslubu olsun her haliyle çok akıcı ve harika dolusu bir kitap.
Nazi almanyası'nın fransaya açtığı savaşın halk üzerindeki etkisini ve o dönemde ki insanların zorlu hayat koşulunu ele alan bir kitap ve bunun yanında savaşın ve tükenmişliğin içersinde olan bir aşk var.
2. dünya savaşında nazi almanyası'nın fransaya açtığı savaşla beraber bir ailenin durmunu görmekteyiz kızgınlıklar, kırgınlıklar, sevgi ve nefretin yarattığı bu kitap bize aslında toplumun toplum için var olduğunu kanıtlar.
kitabın ana karakteri olan ısabelle hırsı, cesurluğu, vatan sevgisi ve sevgiye muhtaçlığıyla karşımızda sevgiye muhtaç dediğime bakmayın bu kelime çok aciz gelebilir ama kitabı okuyunca ne demek istediğimi sizde anlayacaksınızdır. ablası vian ise tam tersi bir karakter ; korumacı, sakin ve her şeyi kabullenmiş bir biçimde karşımızda.
ısabelle ve vian daha çok küçük yaştayken babaları 1. dünya savaşında cepheye gitmek için iki kardeş ve annelerini bırakıp cepheye gider. iki kız kardeşin en ihtiyaç duydukları zaman babalarının yanında olmaması, iki kız kardeş için de çok zor bir durum ortaya çıkarır. savaş bittiğinde babaları cepheden döndüğünde kardeşler rahatlamış ve her şeyin güzelleşeceğini düşünürler fakat hayat onların bu düşüncelerini desteklemez ve hiç ummadıkları durumlarla karşılaşırlar. zorlu süreçlerden geçerler ölümler yaşanır ve kardeşler ayrılır. yıllar sonra 2. dünya savaşı baş gösterir.ve iki kardeşin yolu yine kesişir. Vian savaş da ailesini korumak için uğraşırken ısabelle ise vatanını korumak için gençliğini feda eder. ısabelle'nin kadın olması onu hiç