Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanların hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil.
İçeriğiyle sürükleyici olan son ada romanı, Livaneli’nin kaleminden çıkan eşsiz sunumuyla çıkıyor karşımıza.Kitaptan biraz bahsedecek olursak zamanında zengin bir adam adayı satın alır, sonraları tek kalmanın verdiği huzursuzluktan adayı eşine dostuna burada ev yapıp yaşamalarını ister.Yıllar geçer adada hep aynı insanlar yaşar ve topu topu 40 hane vardır. İçlerinden biri ölünce oğlu evi satmaya karar verir, her ne kadar ada halkı satmasını istemesede, eni sonu bir yabancıya satılır. Ve o alan kişi adanın tarihini ve talihini sonsuza kadar değiştirmiş olur.
Adayı sakinleri adaya zenginlik, refah, özgürlük beklerken ada yok olmuştu. Ada halkının yapılan haksızlıklara, zülümlere zamanında vermedikleri mücadele için, bir adam tarafından kandırılmaya izin vermiş, onun peşine körü körüne takılmış olmanın kefaretini çok ağır biçimde ödemişlerdi.
“Bu durumda boyun eğen insan soyunun mu, yoksa başkaldıran martıların mı daha akıllı olduğu sorusu sorulmalı, değil mi?”
Güzel bir ders niteliğinde olan bu kitabı herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar…