Kitap Van,Jeff ve Terry isimli 3 amerikalı erkeğin bir keşif gezisindeyken yerli halktan kadınlar ülkesine dair söylentileri duyup oraya gitmelerini konu alıyor. Van, Jeff ve Terry'nin kadınlar hakkında farklı bakış açıları var. Van, bir sosyolog olmasınında gerektirdiği üzere kadınlar ülkesindeki kadınları en nesnel ve en tarafsız yorumlayan kişi ancak van'ın da eril egemen bir toplumda büyüdügünü unutmayın. Jeff kadınları adeta ideallestirip tanrının bir mucizesiymis gibi görürken Terry tam zıttı kadınların sınırlı varlıklar olup hükmedilmekten hoslandıklarına inanıyor. Gerçek dünya da Terry oldukça popüler olsa da kadınlar ülkesindeki kadınlar terry'nin hükmetme arzusuna ve hükmedilmeye oldukça uzaklardır. Bu yüzden Terry kadınlar ülkesindeki kadınları bir kadın olarak bile görmez. Bana göre bu kitaptaki en önemli karakter Terry'dir. Gerçek dünyadaki kadının yerini ve kadınlıga atfedilen ama kadına ait olmayan ya da kadın olmanın bir ön koşulu kabul edilen herşeyi terry'nin bakış açısında ve diyaloglarında farkederiz. Kitapta en eleştirebileceğim kısım kadınlar ülkesindeki toplumun annelik olgusu üzerine kurulması. Ama burda da yazar çoğu zaman doğadaki canlılardan örnekler vererek kadın erkek ilişkilerindeki kendi bakış açısını da yansıtmış. Bu bende şunu sorgulamama sebep oldu "- Acaba romantik ilişkilerimizin temeli sadece erkeklerin mutluluğu üzerine mi kurulmuştu? Biz bu alanda da gerçekten kendimiz olmaktan çıkıp sadece karşımızdaki erkeğe hizmet eden birisi mi oluyorduk ?" Bu kitabı herkesin okumasını isterim. Cidden oldukça güzeldi ve bir çok noktada düşünce dünyamı zengisleştirdi.