Redina

Redina
Arşiv
5/10
·470 syf.··
2025 48. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 14:46
Eserde, başlarken beklentim “Cadı” ya da “Dirilen İskelet” düzeyinde bir anlatımla karşılaşmaktı; ancak ne yazık ki bu beklentimin bir miktar altında kaldı. Yine de yazarın alt metinleri her zamanki gibi yerli yerindeydi ve düşünmemi sağladı. Kurgu açısından bakıldığında ise, olayların gereğinden fazla uzatıldığını düşünüyorum. Bir noktadan sonra ben de kendimi “artık bu eser bitsin” hissine kapılmış hâlde buldum .Özellikle “haydi şu kitabın şu sayfasını açalım” gibi anlatımın akışını kesintiye uğratan bölümlerde, eserden kopmam kaçınılmaz oldu. Belki de bu durum, esere yüksek bir beklentiyle başlamamdan kaynaklanıyordur; tam olarak emin değilim. Ancak genel anlamda, eserin üzerimde bıraktığı etki, umduğum kadar güçlü olmadı
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar
.
Ölüler Yaşıyorlar mı?Hüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 2022187 okunma
Reklam
Ahlak mı, Çaresizlik mi?
10/10
·232 syf.··
2025 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 03:08
Eser, paranın insan üzerindeki etkisi Edip Münir karakteri üzerinden çarpıcı bir şekilde anlatılır. Edip Münir, hikayenin başlarında fakir bir adamdır ve bu yoksulluğun içinde sosyalist düşüncelerle kendine bir kimlik kurmuştur. Eşitlikten, insanlıktan, adaletten söz eder. Paraya da mesafeli görünür; ama bu mesafe biraz da çaresizliğindendir. Çünkü elinde para yoktur. Fakat işler değişir. Para eline geçtiği anda, Edip Münir’in o çok savunduğu fikirler birer birer çökmeye başlar. Fakirliğin ne kadar “aşağılık” bir şey olduğunu söyleyen, eskiden kendisiyle aynı durumda olan insanları hor gören birine dönüşür. Yani aslında inandığı değerler, gerçekte hiç de derinlerde yerleşmiş değildir. Fakirken ahlak (?)ve adaletten bahseden Edip Münir, zengin olunca konforuna kimse dokunmasın diye eski fikirlerini bir kenara atar. Onun bu değişimi, zannımca Gürpınar’ın gözünde ideallerin çöküşüdür. Ve sonunda Edip Münir’in dünyaya bakışı şu noktaya gelir: “Ahlak, yalnızca güçlülerin uykusunu koruyan bir nöbetçi; felsefe ise sefaletin üstünü örten yaldızlı bir battaniyedir.” Yani ahlak da, düzen de, kanunlar da; her şey zenginlerin huzuru için var gibi durur. Geriye kalanlar ise sadece susmalı, itaat etmeli, sistemin çarkında ezilmeye devam etmelidir. Gürpınar bu anlatımıyla bize açıkça şunu sorar: “Gerçekten inandığımız şeyler mi var, yoksa sadece elimizdeki imkanlara göre konuşup sonra akışa göre ideolojik devrimler mi geçiyoruz ?”
Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?Hüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 202183 okunma
10/10
·112 syf.··
2025 27. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 08:04
Eser oldukça akıcı ve kısa. Hayriye Hanım’ın cimriliğiyle yola çıkarken aklıma Molière’in Cimrisi geldi. Yazarın da Molière’den etkilendiğini düşünmemek elde değil; nitekim eserlerinde Molière’in adını sıkça duyuyoruz. Hüseyin Rahmi’nin sosyalist felsefeye göz kırptığını kimi eserlerinde açıkça görebiliyoruz, ancak bu eserde felsefeyi adeta kucakladığını söylemek mümkün. Hikâyeye gelecek olursak, beni hiç sıkmadı; bir solukta okudum. Tavsiye ederim.
Şeytan İşiHüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 2021309 okunma
10/10
·167 syf.··
2025 26. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2025 17:22
Kitap oldukça akıcıydı. Sadeleştirilmemiş bir metin olmasına rağmen, tıkır tıkır okudum. Olay döngüsü başarılıydı. Bunun yanı sıra, ahlaki ve dini konulardaki yorumları da yerindeydi. Dönemin zengin ile fakir arasındaki keskin uçurumu oldukça etkileyici bir şekilde yansıtmış. Yazar, her kitabında olduğu gibi bu eserinde de —haklı olarak— hürriyet, eşitlik ve adalet gibi kavramların nasıl içinin boşaltıldığını gözler önüne seriyor. Yanı sıra ahlak din felsefesine girmesi hoşuma gitti . Kanunların, kimler için kabil olduğuna ve kimler için kuru söylem olduğunu vurgulanması da anlamlıydı.
Hakk'a SığındıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 20212,839 okunma
Yıl 1924
10/10
·409 syf.··
2025 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2025 04:53
1924’te Son Telgraf gazetesinde tefrika edildikten sonra kitaplaştırılan Ben Deli Miyim?, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en korkunç bulunan eseri. Öyle ki, yayımlandığı dönemde sadece edebi çevreleri değil, bizzat toplumu harekete geçirmiş. Dönemin ahlak anlayışına ters düştüğü düşünülerek yazar iki kez mahkemeye çıkarılmış.Ama mesele sadece “ahlak” değil aslında. Kitap; iktidara, düzene, özgürlüklere hatta belki de biraz Bolşevik felsefesine göz kırptığı için epey olay yaratmış. Zaten etkisini Hüseyin Rahmi’nin evinin taşlanmasından anlayabiliriz. Zannımca, ev taşlatacak kadar etkileyici ve nadide bir eser bu. Hüseyin Rahmi gerçekten de boşuna dememiş: “Her doğruyu her yerde söyleyemezsin. Çünkü hakikat, en tehlikeli cümledir.'' Hikayeye geçersek : Şadan ve Kalender, topluma zıt düşmüş iki deli (?). Hilkatları gereği, yer yer âlimce söylemleri, tahayyülleri ve eleştirileriyle bizlere “Kim deli?” sorusunu sorduruyorlar.Hikâye, Kalender’in bir gönül meselesiyle başlıyor; devamında ise kendimizi bir aşk üçgeninin tam ortasında buluyoruz. Araya planlar, kıskançlıklar, küçük hesaplar girince işler iyice karışıyor.Harika bir kurgu eşliğinde, derin anlamlar barındıran diyaloglar onların yanı sıra nüktedanlığı ile bizi cezbeden atışmalar okuyoruz.Ve her güzel şey gibi bittiyor.
Ben Deli miyim?Hüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu · 20211,018 okunma