Kitap bir adamın trafikte, yazarın süt beyazı diye tarif ettiği körlüğe yakalandığı hastalık ile başlıyor.Onun sonrasında gelişen ve bütün dünyayı ele geçiren bu hastalığı kontrole almak isteyen devletin çözümü ile akıl hastanesine kapatılıyor.Ve bunun devamında 7 kişiye odaklanıyor yazar.
Hikaye ilk başta konusuyla ve anlatış tarzıyla insanı içine çekiyor.Hiçbir karakterin, şehrin, ülkenin adını bilmememiz bence güzel bir ayrıntıydı.Çünkü ne önemi vardı ki, doktorun veya kitapta geçen yazar karakterinin ismini bilmek, hepsi kör değiller miydi artık?
Fakat akıl hastanesinde meydana gelen olaylar ya da böyle bir durumda insanlığın nasıl kayboluşunu görmek okumayı zorlaştırdı.Tabii yazarında diyalogları virgül ile ayırması işleri pek kolaylaştırmadı.
Yani beğendim kitabı, güzeldi ve bir o kadar da sarsıcı.