Çoğu yetişkinler, mutlu bir çocukluk geçirdiklerini söylerler ve buna belki kendileri inansalar da ben inanmıyorum. Bana kalırsa, sadece onu unutmayı başarmışlar.
Ben fincanları mutfağa götürürken, içimde uzun, garip kelimeler koruyucu bir zar gibi gönlümün üstünü kaplamaya başlarlardı. Bir şarkı, bir şiir, teselli veren, ritmik ve son derece hüzünlü bir şey fakat asla, günümün geriye kalan kısmında olacağını bildiğim gibi, mahzun ve üzücü değil. Parlak kelime dalgaları içimde aktıkça,
artık annemin bana bir şey yapamayacağını biliyordum çünkü bendeki önemini yitirirdi.