Eser,IQ’su 68 olan ve fırında temizlikçi olarak çalışan, saf, temiz kalpli Charlie Gordon’ın, zekasını artıracak deneysel bir ameliyata katılmasıyla başlayan sürecini anlatır. Aynı ameliyat daha önce Algernon adında bir fareye de uygulanmış ve başarıya ulaşmıştır.
Laboratuvar faresi Algernon ise Charlie’nin geleceğinin aynasıdır. Algernon’un zeka seviyesindeki gerileme başladığında, Charlie kendi sonunu da görmüştür.
Charlie’nin tek isteği zeki olmaktır. Çünkü o, zekânın onu mutlu edeceğine, insanların onu seveceğine inanır.
Fakat Charlie zeki oldukça yalnızlaşır.zekâsı arttıkça çevresindeki insanların aslında yıllarca onunla alay ettiğini fark eder.
Cehaletin mutluluk olduğu, zekanın ise insanı gerçeklerin soğuk yüzüyle ve yalnızlıkla baş başa bıraktığı teması harika işlenmiştir.Sonlara doğru ise bu değişimin tersine dönmesi, okuyucunun yüreğini burkan güçlü bir anlatım oluşturuyor.
Kitapdaki o son cümle…Charlie’nin o gerilemiş, yarım yamalak diliyle yazdığı “Lütfen arka bahçedeki Algernon’un mezarına çiçek koyun” ricası, içimde bir yerleri sonsuza dek kırdı.
Bazen “Keşke o ameliyatı hiç olmasaydı da o güzel kalbiyle mutlu kalmaya devam etseydi” diye düşünmeden edemiyorum.
Kafkasya’dan küçük yaşta kaçırılarak İstanbul’a getirilen Dilber, bir esir olarak farklı kişilere satılır. Gittiği evlerde kötü muamele görür ve özgürlüğünü özler. Daha sonra Celal Bey ile arasında bir sevgi doğar; ancak cariye olması nedeniyle bu aşk mutlu bir şekilde sonuçlanamaz. Dilber’in yaşadığı acılar ve özgürlük arayışı romanın merkezini oluşturur.
Dilber’in sevgiye, anlayışa ve özgürlüğe duyduğu özlem ,hayatı boyunca bir eşyaymış gibi alınıp satılması, onun yaşadığı yalnızlığı ve kırgınlığı daha da acı hale getirmekte. Özellikle sevdiği kişiye kavuşamaması, romanda hüzün duygusunu güçlendirirken bir yandanda insanın kader karşısındaki çaresizliğini derinden hissettirir.
Sergüzeşt insanın özgürlüğünün ne kadar değerli olduğunu anlatan, okunduktan sonra uzun süre etkisi devam eden hüzünlü bir romandır. Dilber’in yaşadıkları sadece onun hikâyesi değil, aynı zamanda toplumdaki adaletsizliklerin de bir yansımasıdır. Roman bittiğinde insanın içinde derin bir burukluk ve düşünme isteği bırakmakta.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,5bin okunma
Koca bir aşk mı yada sadece bir takıntımı ?
Zengin bir iş adamı Kemal’in uzaktan akrabası Füsun’a karşı duyduğu aşk.Ve bu aşkın zamanla nasıl takıntıya dönüştüğünü anlatılmaktadır.
Aslında bu aşk zamanla sağlıksız bir bağımlılığa dönüşür.Kemal sürekli geçmişle yaşamakta ve geçmişi bırakmak yerine zamanı dondurmak ister.Hayatını ise bu ilişkiye göre yönlendirirken Kemal’in tek taraflı aşkı daha baskın görünmektedir.
Kemal Füsun’un kullandığı tüm eşyaları nesnleri sigara izmaritlerini bile saklar biriktirir.Onunla geçirdiği zamanları somutlaştırarak “Müze” haline getirmiştir.Bu müzeyle beraber Kemalin geçmişe tutunma çabasınıda görebilirken Kemal’in bu aşkla beraber kendini nasıl tükettiğini de görebilmekteyiz.
Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk’un hem duygusal hemde takıntılı eserlerinden biri bence.
Kitabı yavaş yavaş hissederek okunmalı eser fazlasıyla detaylı ve yavaş ilerleyen bir eser.Psikklojik derinliği küçük detaylar,ayrıntılar fazlasıyla eserde yer verilmiş bu yüzden okurları bi yandan büyülerken bi yandanda yorabilmektedir.
Bir kez daha Orhan Pamuk farkıyla okunması gereken bir eser .
Keyifli okumalar
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Merhaba okurseverler bugün sizlere anılarla dolu bir kitapla geldim.
Kitap ismininde verildiği gibi anılarla gercek mesleki yaşanmışlıklardaki adelet ve yaşam kavramlarının yoğunluyla beraber anılarını anlatmaktadır.
Kitap 3 bölümden oluşmaktadır.
Hakimlik yolu, hakimlik anıları ve adliye dışı.
Yazar hukuk fakültesinden mesleğine ilk adım atışını ve mesleği boyınca karşılaştığı olayları davaları ve kararları dile getirmiş.
Her dosyanın arkasında dağılmış hayatlar yok olmuş insanlıklar adalet arayışı içindeki mağduriyetler ve bunlar arasında kalmış bir hakim.
Zaman zaman güldüğüm zaman zaman üzüldüğüm anlar da oldu sade diliyle her bir sayfası merak uyandırdı bende.kitapda güçlü mesajları ile okuyucunun adalet kavramı üzerine düşünmesinede yol acıyor.Herbir mesleğin kendine ayrı bir zorluğunu bir kez daha anladım.
Kitabın özellikle son bölümlerinde pandemi ve 6 şubat depremine yer vermesi birşeyler yapması o yönde çalışmalara destek olması ayrı bir gurur verici benim için.
Severek okuduğum bir anı kitabıydı benim için @kasimcansarikaya kalemi daim olması dileğiyle
Keyifli okumalar