Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Olmadı malesef.. Uzuuunn zaman sonra yarıda bıraktığım ve sadece son sayfasını okuyup geçtiğim saçma sapan bir kitap oldu.
Kitap boyu cringe komasından çıkamadım ne yazık ki..
Olaylar heyecanlı, betimlemeler iyi, ama yazarımızda bence karakterleri yazamama sorunu var. Hiçbir karakterde derinlik bulamadım. Muhabbetlerini davranışlarını okurken sürekli cringe hissettim ve bir gram yakınlık kuramadım karakterlere karşı.
Bence tüm karakterlerin duygu, düşünceleri ve davranışları o kadar kötü yazılmış ki, tanıtıldıkları şekilden çok çok uzaklardı. Sanırım daha önce bu kadar çarpık karakterlere sahip bir kitap daha önce okumamıştım.
Ölümcül ve acımasız olarak bin kez vurgulanan karakter sürekli, tanışalı 5dk olan insanlara duygusal davranıyor yakınlık kuruyor. Karanlık olarak gösterilen kişi bir anda duygularıyla dile geliyor.
Bir de bu çarpık davranışlara ek olarak, mesela bahsedilen karakter böyle işte ölümcül falan, ama “bakın aslında çok iyi şu değerleri savunuyor” diye yazar alttan ya da açıkça sosyal mesajlarını gözümüzü acıtacak şekilde ortaya yapıştırıyor. Bu da aşırı yapay duruyordu, ve bu yüzden kitap ile yakınlık kuramadım hiç.
Bakın düşünün ki ölümcül bir çete var, herkesi kanunsuz bir şekilde (masumlar da dahil olmak üzere) kesip biçip öldürüyorlar. Sonra yazar boyle bi çete yazdığını unutuyor sanırım ve bir olay sonrasında üyelerinden biri diğer üye için tüm duygusallığıyla şu cümleyi kuruyor:
“ ..’nin uzun zamandır terk ettiği duygularını yeniden bulması guzel bir şey. Bunun icin ..’ya (daha 3 gün once tanıştığı sözde diğer ölümcül bir insan) teşekkür ederiz”
Bu yüzden üzgünüm ama kitaba o kadar ısınamadım ki. Bipolar karakterler bile daha normal davranırdı herhalde.
Sonra, “lider bozuntusu” diye tüylerimi diken diken eden cringe bir hitap şekli vardı
Öyle tuhaf bir şey ki şu yaşadığım, yaşadığımız şey! Yüzlerce kez izlediğim ve ezbere bildiğimi sandığım kurguyu tekrar tekrar izlerken şaşırmak ve heyecanlanmak! Ya da 300 sayfanın içinde heyecanı, endişeyi, huzuru, korkuyu, sevinci ve aile gibi sıcacık dostluk bağlarını bulmak, onları hissetmek ve onlarla sevinmek.. çoook enteresan. Kitaplarını ilk defa okuduğum bu serinin ikinci kitabı da ilk kitabı kadar güzel ve heyecanlıydı. Sadece bu kitapta az ürpermedim değil. Şimdi tekrar aklıma karanlık ormanın içindeki tatlı mı tatlı dev örümcekler ve borulardaki pıtırcık basilisk geldi de.. Fazla destansı rüya gören birisi olarak umarım bu gece de bunlarla uğraşmam. Eğer kitabı okumadıysanız dostlarım kesinlikle(!) okumanızı tavsiye ederim. Bakalım sizler ikinci kitap hakkında ne düşünecek ve neler hissedeceksiniz! Çoook sevgilerimle, büyülü, sihirli ve keyifli okumalar!
☆☆☆