Ayaklarına zincirler takılmış.. Elleri kelepçeli.. Ve arkasından sürekli itilmekte.. Belli bir istikamete doğru hem gidiyor, hem de bağırıyor:
"Gitmem ben o beldeye!.. O şehre inanmıyorum!.."
Yanına bir görevli geliyor ve kulağına şunları fısıldıyor:
"Bu yol, o menzile çıkar.. Ama, sen bilirsin. İster inana inana git; ister inanmaya inanmaya.. Tercih tamamen sana ait.."
İsteğine bağlı olmayan işlerde, her insan ; Mahkum..
Her an nefes alıyor; Havaya esir..
Ne ciğerlerine el atabiliyor, ne yıldızlara; Elleri bağlı..
Yer çekimiyle arza raptedimiş; Kaçmaktan mahrum..
Ve nihayet, dünya onu kabre götürüyor; Gitmeye mecbur..
Bir âsi mahkum kalkıyor, "Ben gitmem!" diyor.. "Ahirete inanmıyorum!.."
Bilmiyor ki; inanmamak ahirete gitmeye değil, cennete girmeye mâni..