Türk edebiyatında insanı; fakat düşünen, farkında olan, bilen; tüm bunlara rağmen bu yetilere sahip insanların göstereceği özelliklerden yoksun, hayat acemisi bireyi daha iyi anlatan bir eser daha olmadığını düşünüyorum. Oğuz Atay tıpkı Tutunamayanlar’da olduğu gibi bu romanda da okuru zorlar, yorar. İçinde yaşadığı toplumun kendisini çepeçevre sarmalamış tüm değerlerini sorgulatır ve eser bittiğinde okur kendine şunu sormadan edemez: Hangisi daha kötü? Topluma yabancılaşmak mı yoksa kendine yabancılaşmak mı? Çünkü seçilecek şey iki tane. Benlik ya da toplum. Bu ikisinden hangisini seçerse diğerine yabancılaşmak ise insanın en trajik alın yazısı...