Bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimciyse elbette yaşadığını yazar. "Yaşadığı" ise salt kendi ömrü değil, yaşama kavgası ve sevdasıyla, acıları, ağıtları, türküleriyle bir yanı geçmiş yüzyılların karanlığına, bir yanı geleceğin sonsuzluğuna uzanan halkın ta kendisi olmalıdır.
Ben sessiz ve derin bir halkın çocuğuyum. Hem yalnız sessizlik değil, genel olarak korkusuzluk da halkımın en belirgin özelliği. Buna diretme ve başkaldırmayı da eklemek gerek.
Deneyimlerimize yüklediğimiz anlamlarla kendi kaderimizi belirleriz ve belirli deneyimleri geleceğimizin temeli olarak aldığımızda, muhtemelen bazı hatalar yaparız. Anlamlar olaylar tarafından belirlenmez fakat bizler olaylara yüklediğimiz anlamlarla kendimizi belirleriz.