II. Abdülhamid benim için her zaman çok gizemli bir hükümdar ve insandı. Onunla ilgili hiçbir zaman net bir karara varamadım. O iyi bir imparator muydu yoksa kötü mü ? Kaplanın Sırtında kitabı bu konudaki kararı mı netleştiremedi ama o dönemi ve Abdülhamid Han’ı daha iyi anlamamı sağladı.
II.Abdülhamid hangisiydi ?
Bir tarafta opera ile ilgilenen, marangozluk yapan, rom içen, Ateshian marka sigara tüttüren, kahve tiryakisi, basit giyinen, sürekli yanında ve bastonunun içinde silah taşıyan, dış görünüşünden rahatsız olacak kadar insani, hayvanlara düşkün, polisiye kitaplar okuyan, evlat acısına göz yaşı döken, paranoyak denecek kadar öldürülmekten korkan, abisini kıskanan, küçük kardeşinin mavi gözlerinin kendisine nazar değdireceğinden çekinen bir kişilik var…
Diğer tarafta ise burun kelimesini, yıldız kelimesini yasaklayan, sadrazamını sürdürüp boğduran, istibdat’tan ve baskıdan insanların imanını gevreten, ruhlarını çürüten bir kişilik var…
Yöneticilik kısmına hiç girmeyeceğim çünkü yazarın kitaba verdiği isim gibi kaplanın sırtına asla binmemiş olan bizler bu konuda hüküm veremeyiz.
Abdülhamid Han benim için hâlâ büyük bir gizem ve şaibeli bir kişilik olarak kalacak ama kitabı okuduktan sonra şuna karar verdim ki ; BENCE o ulu bir Hakan değildi ama kızıl bir sultan da değildi elinden geldiğince ömrünü bu vatana adamış bir Al-i Osmaniydi.