"Koleksiyonculuk aşktır. Aşk gibi tanımsızdır. Benzersizdir. Biriciktir. Birine anlatamazsın. Ancak onunla karşılaştığında ve şansın varsa sana geldiğinde onu ruhunda hissedersin. Aşk bir insanı nasıl mecnun gibi çöllere düşürürse koleksiyonculuk da bir insana her şeyi yaptırır."
"En büyük bilge, ölümdür. Ölümle burun buruna gelmeyen birinin hayat hakkındaki deneyimleri ve yorumları eksiktir. Ölümden dönen biri için artık gökyüzü aynı gökyüzü değil, deniz aynı deniz değil, insanlar aynı insanlar değil, olaylar aynı olaylar değildir. Her şey aynı gibi görünse de artık ona bambaşka şekilde görünür."
"Önce hikâye vardı. Küçük bir hikâye, ciddi ve büyük sözlerden, ciltler dolusu açıklamadan çok daha etkilidir. Hikâyesi alınmış bir metin, ruhu uçup gitmiş bir beden gibi boştur. Kutsal kitapları güçlü kılan; Tanrı'nın söyledikleri, emrettikleri, ayetleri değil, anlattığı hikâyelerdir. Söz bir şey söyler ve herkese aynı şeyi ifade eder ama hikâye öyle değildir, onun çağrışımı herkeste farklıdır. İsmail ve İbrahim kıssası, Yusuf ve Züleyha kıssası, Yakup ve oğullarının kıssası..."