Yavuz Ekinci’nin 2025 yılında yayımlanan romanı Aziz, sadece bir sanat eserinin peşine düşen bir adamın hikâyesi değil; aynı zamanda insanın tutkuları, sınır tanımaz arzuları ve anlam arayışı üzerine kurgulanmış etkileyici bir varoluş anlatısıdır. Roman, klasik bir polisiye izlekten çok daha fazlasını barındırır: felsefi sorular, ahlaki çöküntüler ve ruhsal bir yolculuk.
Romanın merkezinde yer alan Aziz Mirzade, bir koleksiyoncu olarak başladığı yolculukta giderek bir arayıcıya, hatta bir saplantılıya dönüşür. Onun bu dönüşümünün arka planında Timur adında sıra dışı bir ressam vardır. Timur, on yıl önce intihar eden bir sanatçıdır ancak ölümünün onuncu yılında ortaya çıkan bir video, hem sanat tarihine hem de Aziz’in hayatına bomba gibi düşer. Bu videoda Timur, Dante’nin İlahi Komedyasından esinlenerek üç dövme yapar: Cennet, Araf ve Cehennem. Ancak bu dövmeler klasik tuval üzerinde değildir; üç farklı insan bedenine işlenmiştir ve kimse bu kişilerin kim olduğunu bilmemektedir.
Bu noktadan sonra roman, neredeyse kutsal bir metni takip eder gibi Aziz’in iz sürüşüne tanıklık eder. Onun sanat için, anlam için ve belki de varoluşsal bir boşluğu doldurmak için yaptığı bu yolculuk; etik sınırları aşan, duygusal ve fiziksel anlamda yıpratıcı bir serüvene dönüşür. Özellikle dövmelerden birinin yer aldığı kadına ulaşmaya çalıştığı bölüm, romanın dramatik doruk noktalarından biridir. Kadının yoğun bakımda olması, Aziz’in çaresizliğini artırırken, onu sınırlarını zorlamaya iten yeni bir motivasyona dönüştürür. Ancak ulaştığında onu ölümle karşılamak zorunda kalması, Aziz’in hem başarısını hem de başarısızlığını simgeler.
Romanın bu kısmı, okuyucuya şu soruyu sordurur: Gerçekten bir sanat eserine ulaşmak uğruna insan hayatı tehlikeye atılabilir mi? Ya da daha derin bir biçimde: