Resul Aliyiğit Tekin

TANRI MİSAFİRİ Caminin karşısında oturan Nasreddin Hoca’nın bir gün kapısı çalınır. Karşısında dilenci. “Tanrı misafiriyim.” Nasreddin Hoca dilenciyi süzer: “Yanlış geldin oğlum, Tanrı nın evi karşıdadır.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
DOSTUM KİTAP
Dostum kitap, Sen benim dostumsun İyi günde kötü günde yanımdasın. Sen benim arkadaşımsın, Dostum kitap. Not: şiirlerin devamını istiyorsanız beğenmeyi unutmayın Takipçilerim 🤗☺️☺️🤗
Şiir
BEŞ KURUŞ Bir gün Hoca sallana sallana yolda yürürken, biri arka­dan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dü­şecek. Hiddetle, “Ne cüretle vuruyorsun!” Genç adam, biraz ukala bir tavırla, kısaca özür diler. Küçük bir hata yaptığını, Hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler. Ayrıca Hoca nın olayı çok büyüttüğünü belirtir. Hoca hıncını alamaz, mahkemeye gider. Israrlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi kal­maz. Kadıya giderler. Kadı iki tarafı da dinler. Ancak kadı, genç adamın arka­daşı olduğundan, onu müşkül durumdan kurtarmanın çare­sine bakarken Hoca yı da yumuşatmaya çalışır. “Hoca anlıyorum. Herkes aynı şeyleri hisseder bu du­rumda. Şimdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin?” Hoca tatmin olmaz, ısrar eder, “mahkeme yapılsın” der. Bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner. Hoca genç adamın dönmesini bekler. Bir saat geçer, iki saat geçer, fakat genç adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken, Hoca ka­dının en meşgul bir anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler: “Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemem. Ge­lirse söyle ona, 5 kuruşu sana versin.”
ya tutarsa? kimi insanlar olmayacak hevesler peşinde koşup durur. nasreddin hoca böylelerine bir ders vermek istemiş bir gün. elinde koca bir bakraç yoğurt mayasıyla gölün kenarına gel­miş. başlamış kaşık kaşık dökmeye: “ne yapıyorsun hoca?” demişler. “göle yoğurt mayası çalıyorum,” demiş kıs kıs gülerek. “olur mu?” demişler, “göl yoğurt mayası tutar mı hiç?” hoca cevabı yapıştırmış tabii: “ya tutarsa “
dünyanın dengesi hoca nın, her sorunun altından kalktığını duyan bir adam: “benim soruma bir cevap bulamaz” diye öğünür. günlerden bir gün yolda karşılaşırlar. adam sorar: “hocam” der, “söyler misin, sabah olup da insanlar evle­rinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler de kimi o yana, kimi bu yana gider?” hoca hemen cevabını verir sorunun: “yahu efendi” der, “herkes aynı yöne gidecek olursa dün­yanın dengesi bozulurdu!”