*spoiler içerir*
Şimdi hayal edin. Kapalı bir kasabada doğuyorsunuz ve çocukluğunuz gerçek olmayacak bir dedikodular ile geçiyor. Büyüyorsunuz ve bir oyun olduğunu düşündüğünüz şeye katılıyorsunuz. Kazanırsanız bu kapalı kasabadan kurtulacak ve rahat bir hayatınız olacak. Ama kazanamıyorsunuz ve büyüyorsunuz. Bir iş sahibi oluyorsunuz. Bir tarlada hasat yapıyorsunuz. Geçmişte duyduğunuz dedikoduların sadece dedikodu olmadığını öğreniyorsunuz. Bir kadınla tanışıyorsunuz ve işten kalan zamanınızın büyük bir kısmını ona ayırıyorsunuz. Çok geçmeden parmağınızda bir yüzük ve kucağınızda kendi oğlunuz var. Oğlunuzun bezden kurtulmasıyla içten içe endişeniz artıyor. 16 yaşına girdiğinde ise kendilerine Hasat Locası diyen adamlar oğlunuzun hayatta kalıp kalmayacağı belli olmayan bu oyunu oynaması gerektiğini yoksa kasabanın büyük tehlikede olduğunu söylüyor. Kabul etmezse karşı durursa ise büyük bir baskı altında kalıyor.
İşte böyle bir kitap Kara Hasat korku ögelerinin ana faktör olmadığı genel hikayenin korku hatta gerilim olduğu güzel bir eser. Zaman zaman Ekim Çocuğunun gözünden zaman zaman ise Pete, Rick gibi karakterlerin gözünden aynı olayı izliyoruz. Kitabın hemen başında bize Mitch in kasabadan kurtulma arzusunu ve Ekim Çocuğunun ana görevine odaklanma sürecini çok güzel aktardığını düşünüyorum. İlerleyen bölümlerde tabi olayın farklı bir boyutunun olduğunu öğreniyoruz. Bu da Ekim Çocuğunun hayatta kalma mücadelesini haklı olduğunu ortaya çıkarıyor.
Kitapta sevmediğim üç yön var. Bunlardan ilki yazarın bazı bölümlerde biz okuyucuyla iletişime geçmesi. Bu hikayenin içerisine girdiğimiz zaman bize bunun gerçek olmadığını bunun sadece bir hikaye olduğunu hatırlatıyor. Oysaki ben korku ve bilim-kurgu bir şeyler okurken bunun bana hatırlatılmasındansa bunun gerçek
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden ,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
... Hepsinin, Cadılar Bayramı gecesi etrafta dolaşan, balkabağı kafalı bir korkulukla ilgili olduğunu ilk kez duyduğun anı. Seni ne kadar korkutursa korkutsun buna inanmak pek kolay değildi, öyle değil mi?
Tabi ki bunu kendin deneyimleyene dek.
Odasına kilitlenen delikanlı sen olana dek.
Cadılar Bayramı gecesinde sokağa çıktığında neler olduğunu görene dek.