Bir arkadaşın sana hayat tavsiyesi verirken bunu çok mantıklı bulup daha sonra düşününce uygulamanın çokta mümkün olmadığını görürsünüz ya...
İşte bu kitap tam olarak budur.
Normal şartlarda daha çok batı tarihi, antik Türkler ve son dönem Osmanlı tarihi ile ilgiliyimdir. Fakat bir şeyden emindim. Arapların Türklere bakış açısı hiçbir zaman iyi olmamıştır. Buna bir çok
*spoiler içerir*
Şimdi hayal edin. Kapalı bir kasabada doğuyorsunuz ve çocukluğunuz gerçek olmayacak bir dedikodular ile geçiyor. Büyüyorsunuz ve bir oyun olduğunu düşündüğünüz şeye katılıyorsunuz.
#Spoiler İçerir#
Hiç düşündünüz mü Lenin ile konuşmak nasıl olurdu? Lenin yanında çalışan insanlara nasıl davranırdı? Yanında çalışan insanlar kimlerdi? Madam Lenin nasıl bir insandı?
İşte bu kitap bize bunun gibi soruların cevabını veriyor. 20.yy en büyük olaylarından biri olan 1917 devriminin kahramanlarını ideolojiden uzak bir şekilde bize tanıtıyor. Yazar Louise bu süreçte Moskova da bulunmuş ve bize izlenimlerini aktarmış. Aktardığı kişilikler arasında Lenin, Troçki gibi popüler isimler olduğu gibi Rakovski, Stučka gibi daha arka planda kalmış isimler de var. Kadın hareketleriyle ön plana çıkmış Madan Kollontay dan tutunda bizden biri olan Enver Paşa ya kadar...
Kitabın en sevdiğim yanı ideolojik bir amaç taşımaması. Sadece Amerikalı bir yazarın gözünden tanıştığı insanlara dair izlenimlerini görüyoruz. Ben okurken çok keyif aldım ve okumanızı tavsiye ederim.
Öncelikle bu yazar ile nasıl tanıştığımı paylaşmak isterim. Bir gün Büyük Ada da Bizans döneminden kalan kiliseleri incelemek istedim. Çok keyifli bir günün ardından limanda ki kitapçıda bir mor kitap dikkatimi çekti. Bu kitap Metamorfoz Günlükleri idi. Kitap beni öyle dünyalara götürdü ki hiç bitmesini istememiştim. Zaten bir dahaki ziyaretimde de tüm kitaplarını satın aldım.
Bu kitaba dönecek olursak Bizans in farklı farklı dönemlerine kahramanlarımız ile birlikte gidiyoruz . En sevdiğim özelliği bu kahramanların dönemler ve olaylar hakkında yorum yapması oldu. Farklı dönemlere gidip gelmemize rağmen olay örgüsü hiç karmaşık değil aksine okumayı daha da bir rahatlatıyor.
Kitap hakkında sevmediğim tek şey diyaloglar biraz bana acemice geldi. Yaratılan karakterlerin bu tarz cümlelerden ziyade daha anlamlı cümleler kurmasını beklerdim.
Kitabın sevdiğim bir diğer yanı mitolojik karakterlere başvurması. Mahşerin atlarından birine İsis biniyor mesela.
Genel hatlarıyla bu kitabı ve yazarın diğer kitaplarını beğendim. Elinize geçerse eğer okumanızı tavsiye ederim.