Peygamberler,insanlık tarihinin yıldızı insanları, örnek şahsiyetleridir. Ve bu örnek insanlar; hayatları boyunca çok çeşitli sıkıntılarla,çilelerle,mahrumiyetlerle,hastalıklarla,zulümlerle,işkencelerle,ihanetlerle,hakaretlerle,sürgünlerle,zaferlerle,mağlubiyetlerle, zenginliklerle,fakirliklerle,hapislerle...imtihan edilmişlerdir.Fakat,onlar her hâl ve ortamda hakkı tebliğ etme ve insanlığa örnek olma görevlerini eksiksiz yerine getirmişler,asla eğilmemişler,bükülmemişler,davalarından taviz vermemişlerdir.Bugün bu göreve talip olan davetçiler ve Genç Öncüler de,peygamberlerin başlarına gelen türlü sıkıntıları göze almalı ve davalarından taviz vermeden uzun soluklu bir mücadeleye soyunmalıdırlar.
Elbette hayâ sahibi olmayan takvâ sahibi de olamaz...Allah'tan korkup çekinmeyen kuldan da utanmaz,çekinmez.Ahmet Rıfat merhum,Tasvir-i Ahlak adlı eserinde,"Utanmıyorsan dilediğini yap" nebevi hadisinden söz eder.Allah'tan hayâ etmeyen kimden hayâ eder!?...
Yine rivayet olunur ki,sahabeden Abdullah bin Mes'ûd (r.a) şöyle demiştir:İnsanlar içinde uzağı gören en ferasetli üç kişi en başta gelir: Bunlardan birisi,Yusuf'un ilerde büyük adam olacağını kestiren Aziz'dir.Bu sebeple karısına,ona iyi bakmsını tavsiye etmiştir.İkincisi,Hz.Musa'yı çoban tutması için babasına "Bu adam güvenilir biridir" diyerek onu kiralatan Şuayb Aleyhisselam'ın kızıdır.Üçüncüsü de Hz.Ömer'i hilafete aday gösteren Ebu Bekr'dir.
Allah bizi haklarını ve hukukunu koruyan,hakları kendine doğru çeviren değil Allah ve peygamberi nasıl belirlemişse o ölçüde belirleyen ve hak bilip hakka ittiba etmeyi,bâtılı da bâtıl olarak bilip ondan da içtinab etmeyi hepimize nasip eylesin.