"Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini. Son nefesini içi arzularla, heyecanlarla dolu bir kız olarak verir."
Yer değiştirenler, gelenler, gidenler, her dakika gerçekleşen onlarca işlem, anonslar, akan yazılar ve böylesine bir hareketliliğin içinde, her biri kendi hikâyesinde yaşayan birbirinden habersiz insanlar. Onlara bakarken, öğrencilik yıllarımda görüştüğüm, tiyatro ile ilgilenen bir arkadaşımın sözünü hatırladım: "Her insan kendi hayatının başrolünde oynuyor."
"Her bir insanın hikayesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikaye, sonuçta insan varoluşunun bir hikayesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?