(Bitirilecek ne kadar çok acı var!) Başkalannm “bitirilecek işler”den söz etmesi gibi, Rilke de “acılann bitirilmesfnden söz ediyor. Bizim için bitirilecek bolca acı vardı. Bu nedenle, zayıflık anlannı ve gizli gözyaşlarını minimum düzeyde tutmaya çalışarak, acının tamamını göğüslememiz gerekiyordu. Ama gözyaşlanndan utanmamız gerekmiyordu, çünkü gözyaşları, bir insanın, cesaretlerin en büyüğüne, acı çekme cesaretine sahip olduğuna tanıklık ediyordu. Ancak çok az kişi bunu kavrıyordu, ödemden nasıl kurtulduğuna ilişkin soruma, “Göz yaşlarımla dışan akıttım,” diye itirafta bulanarak yanıt veren bir yoldaşım gibi, bazıları, ağladıklarını utana sıkıla itiraf ediyordu.
Nietzsche’nin şu sözleri, tutuklularla ilgili her türden psikoterapi ve koruyucu ruh sağlığı çabalarının yol gösterici parolası olabilir: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl’a katlanabilir."
Ateş (aşk), ağaç, su sadece birer kelimedir sizin için. Bir hikaye kurup, içine yerleştirmeye çabalarsınız hemen bu kelimeleri... Onların kendi hakiketlerini hiç merak etmezsiniz... İç seslerini harflerin... Ve sizi nasıl değiştirdiklerini göremezsiniz yaşarken... Siz sadece hikayelerle ilgilenirsiniz... Hayatınızın bir hikayesi olmadığı için kelimeleri zorla, o kurduğunuz derme çatma hikayelerin içine sokmaya zorlarsınız... Emrivaki bir yazım şeklidir bu! Kelimelerin gönlünü almayı bilmezsiniz! Onlara verilen canı hissetmeden, siz kim oıduğunuzu nasıl hissedeceksiniz... Aşkı bilmeden bir kelimeye dokunabilir mi insan? Onu yazıya nasıl sokabilir... Bahçeyi hazırlamadan fidanını toprağa nasıl dikeceksiniz... Yazının mümbit bahçesi için toprak gereklidir. Aşkın sizin yazı bahçenize nur yağdırmasına ihtiyaç vardır. Aşkı bilmeyen bahçe, toprak, su olabilir mi? Bir kelime ola bilir mi? Aşkı bilmeden bir insan yazmaya otura bilir mi?