Utandırıp yüz yüze baktırmayan o korkularla gizli, haince öpüşmelerle yararlanacağına şakaları herkesin içinde, saf ve melekçe egemen olacak, işitilmekten, anlaşılmaktan korkusuz ve mutlu sürecekti. Böyle birbirine daha yakınlaşacaklar, sanki birbirine nüfuz edecekler, birbirlerinin ruh içtenliği içinde yaşayacaklardı.
Bu kadının mutlu yaşamının kendi gibi âciz ve sefil birine bağlı olmasına yanıyordu. Kendime bile zarardan başka şeyi dokunmayan egoist, kararsız, hata bir adama onun bu kadar şiddetle bağlı bulunması yüreğini yakıyordu. Onu mutlu edebilecek bir adam olmasını diliyordu. Ah onu mutlu etmeyi ne kadar istiyordu! Hâlbuki, bahtsız edip ağlamaktan ona azap ve felâket vermekten başka ne yapabilecekti?
Eylül!.. Öyle bir ay ki, güzel geçen birkaç günü için ona minnettar olmak gerek. İçine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, sürekli yazın artık nasıl geçmiş, yalnızca bir geçmiş olmuş olduğunu hissettiren bir acıma ve özlem ayı...